Kendine has anlatım tarzıyla ve her yıl düzenli bir şekilde üretmeye devam etmesiyle sinema dünyasında özel bir yeri bulunan Woody Allen, son iki filmi Magic in the Moonlight ve Irrational Man ile beklentileri karşılayamamıştı. Tabii bu durum Woody Allen ile ilgili beklentilerimizi düşürmemize neden olmadı. Çünkü Woody Allen her ne kadar her yıl film çıkarma konusunda istikrar sahibi olsa da aynı durumun ortaya çıkardığı filmlerin kalitesi hakkında da geçerli olduğunu söylemek pek kolay değil. İlk kez Cannes Film Festvalinin açılış filmi olarak gösterime giren Cafe Sociéty, Woody Allen’ın son iki işine göre daha iyi eleştiriler alarak beklentilerimizin artmasına neden oldu…

Café Society, 1930lu yıllarda Hollywood ve New York arasında geçen bir film. Bobby iş bulma umuduyla, Hollywood’da ajan sahibi olan dayısının yanına gider. Yeni gittiği, yabancı olduğu bu şehire onu bağlayan ise dayısının sekreteri olan Vonnie olur. Bobby’nin Vonnie’ye aşık olması hem Bobby’nin, hem Vonnie’nin hem de dayının hayatını derinden etkileyecektir…

Café Society’nin çok farklı veya etkileyici bir konuya sahip olduğunu söylemek kolay değil ama Woody Allen’ın başarılı yönetimi bir ve hemen her filminde gördüğümüz sürükleyici diyalogları filmi özel kılmayı başarmış. Müziklerin başarısı, 1930lu yıllarda geçmesinin etkisiyle yarattığı nostaljik hissiyat filmin artısı olarak sayabileceğimiz niteliklerden olmuş.

Filmin ana karakteri Bobby’yi canlandırmak için seçilen Jesse Eisenberg bu rol için doğru bir seçim olmuş. Kendisinin performansını olumlu buldum ve Kristen Stewart ile de kimyaları tutmuş. Kristen Stewart demişken filmdeki en etkileyici performanslardan biri de şüphesiz Kristen Stewart’a ait. İtiraf etmek gerekirse pek çok kişi gibi benim de ön yargı ve antipatiyle baktığım bir isimdi ama her filminde ne kadar yetenekli olduğunu yüzümüze vurmaya devam ediyor. Kendisine olan antipatimin sempatiye dönüştüğünü bile söyleyebilirim. Filmdeki bir diğer önemli karakteri canlandıran Steve Carrell ise sıradan bir performansla görevini yapmış. Blake Lively de az gözükmesine karşın güzelliğiyle büyüleyen,  filme değer katan isimlerdendi.

Özetle Café Society benim beklentilerimi karşılamayı başaran bir yapım oldu. Bir Woody Allen filminden isteyebileceğimiz hemen her şey filmde mevcut olsa da konunun çok yeterli olmayışı filmin Woody Allen’ın en iyilerinin arasına girmesini engellemiş. Yine de damakta hoş bir tat bırakan, yılın es geçilmemesi gerekenlerinden biri olduğu muhakkak.

Café Society

Café Society
7

Puan

7/10

    Pros

    Cons

    Yorum yapmak ister misin?

    izleryazar Top 250 Film 2016'nın En İyi Filmleri
    %d blogcu bunu beğendi: