Televizyon dünyası yabancı dizileri yakından takip etmeye başladığımdan bu yanaki en bereketsiz günlerini geçiriyor. Streaming platformlarının iyice genel izleyiciye hitap eden ucuz yapımlar peşine düşmelerine Amerika’da oyuncular, senaristler birliklerinin grevi eklenince izlemeye değer bir şeyler bulmak çok zorlaştı. Öyle ki normalde yılın en dizi dolu aylarından üçünden izleyebilecek, tamamlayabilecek tek bir dizi bulabildim. O da kendi standartlarının çok altındaki final sezonuyla The Crown oldu…

The Crown – 6. Sezon

İngiliz kraliyet ailesinin Elizabeth dönemini baştan sona başarıyla irdeleyen dizi, modern İngiliz tarihine kısa bir bakış atmak isteyenler için bulunmaz nimet niyetindeydi. Özellikle olağanüstü castingi sayesinde dizi kendini iki kez baştan aşağı yenilese de ayakta kalmakta zorlanmamıştı… Buna karşın beşinci sezonda dizi ciddi bir düşüşteydi. Bunda en büyük neden Prenses Diana’nın etinden sütünden faydalanmak uğruna onunla ilgili kısımların çok uzatılmasıydı. Oysa dördüncü sezonda dizinin zirvesini görmesini sağlayan da Diana’dan başkası değildi… Altıncı sezonun ilk dört bölümünde de aşırı Diana dozajı devam etti. Bana kalırsa dizinin en kötü dört bölümüydü, en azından sezonun en kötü dört bölümüydü. İzlemesi, katlanması zor cinstendi… Fakat Diana meselesinin vardığı dramatik sondan sonra dizi yeniden kendi ritmine dönmeye başladı. Yakın tarihteki olaylara The Crown penceresinden son bir kez bakmak ilgi çekiciydi. Akıllarda sağlam yer edinen diziler arasına ismini yazdırdı The Crown…

The Crown 6. Sezon
7.9