Televizyon tarihine adını altın harflerle kazıyan Breaking Bad’in sonrasında hayatımıza giren Better Call Saul’da da yolun sonuna ulaştık. Sekiz seneye yayılan altı sezonluk dizi, öncülü kadar aşırı geniş kitlelere ulaşmasa da edindiği kitlesi için en unutulmaz yapımlar arasındaki yerini çoktan almıştı. Nisan ayında başlayan ve iki parça halindeki 13 bölümden oluşan son sezon da geçtiğimiz hafta nihayete erdi…

Breaking Bad’in efsanevi avukatı Saul Goodman’ın (Bob Odenkirk) nasıl Saul Goodman olduğuna odaklanan dizi, ilmek ilmek işlediği hikayesiyle hiç aceleci olmadan muhteşem bir karakter portresi çizdi. Yalnızca Saul Goodman’ın değil Breaking Bad’in bir başka önemli karakteri Mike Ehrmantraut (Jonathan Banks) ve hikayeye bu diziyle dahil olan Kim Wexler’ın (Rhea Seehorn) da karakter gelişimlerinin sezonlar içerisinde oldukça başarılı şekilde işlendiğine tanıklık ettik…

Altıncı sezona bir önceki sezon bıraktığımız yerden, Salamancalar ve Gus Fring (Giancarlo Esposito) arasındaki şiddeti giderek büyüyen husumetle başladık. Ana karakterlerimiz Saul Goodman ve Kim Wexler’ın biraz uzaktan izlediği bu husumet sürerken, Saul’un odak noktası ise abisinin eski ortağı ve bir türlü nefretinin dinmediği Howard (Patrick Fabian) oldu… Sezonun yarı finaliyle birlikte ise birbirinden ayrı ilerleyen iki hikaye dönüşü olmayan bir şekilde birleşti…

Breaking Bad’in her sezon giderek üzerine koyarak ilerleyişi ve final sezonunda aksiyonun yaptığı zirve en başından beri Better Call Saul için de final beklentilerinin çok yüksek olmasına neden olmuştu… Doğrusu sezonun ilk yarısında bu büyük beklentileri karşılamaktan çok uzak bir dizi buldum karşımda. Özellikle Saul’un Howard üzerinden ilerleyen hikayesini bir hayli tatsız ve anlamsız buldum. Her ne kadar daha sonraları Howard’ın hikayedeki önemi ve bu konuya neden bu kadar odaklanıldığı daha iyi anlaşılsa da hala dizinin son sezonunun çok ciddi bir kısmının bu hikayeye ayrılmasını çok doğru bir tercih olarak gördüğümü söyleyemem…

Sezonun ikinci yarısında işin aksiyon kısmıyla işimizi çabuk bitirerek artık geçmişi tamamen bir kenara koyduk. Yani artık zaman Breaking Bad zamanı ve de sonrasıydı. Aslında bazı bölüm başlarında siyah beyaz görüntüler eşliğinde geleceğe dair küçük ön izlemeler görmüştük. Dizinin son bölümlerinde ise siyah beyaz görüntüler dizinin yeni normaline dönüştü. Sanki 3-5 bölüm öncesi büyük aksiyonlar izlediğimiz dizi bir kenara çekilmiş, yerini “auteur” bir sinemacının son derece kişisel projesi almış gibiydi… Fakat bu projenin çok iyi çekilmiş, biraz yavaş aksa da iyi yazılmış ve sonucuyla çok iyi bağlanmış bir kısım olduğunu söylemek mümkün… Evet, özellikle final bölümünde her şey dört dörtlüktü…

Eğer benim gibi dizide Breaking Bad’deki ana karakterlerimize dair yeni bir şeyler görmek için yanıp tutuşanlardansanız son sezonun ekstra heyecan yaratması son derece normal. Öyle ki sezon içerisinde adı “Breaking Bad” olan 11. bölüm de dahil olmak üzere Breaking Bad’e dair her zamankinden de çok şey vardı. Fakat Walter White’ı (Bryan Cranston) ya da Jesse Pinkman’ı (Aaron Paul) doya doya izleyebileceğiniz bölümler beklentisindeyseniz biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Evet tadımlık bile olsa önemli Breaking Bad karakterlerini sezon içerisinde görmek güzeldi ancak “Breaking Bad” adını taşıyan bölümü şahsen hayal kırıklığı yaşayarak tamamladım…

Az önce finali dört dörtlük bulduğumdan bahsetmiştim. Biraz daha açmak gerekirse final bölümü, hem sezon içerisinde işlenen konuları çok iyi sonlandırdı. Hem de Saul’un hayatına etki eden önemli Breaking Bad ve Better Call Saul karakterleri üzerinden güzel bir nostaljik yolculuğa çıkardı. Saul Goodman’ın ya da Jimmy’nin hikayesi başta olmak üzere tüm önemli karakterlerin hikayeleri çok iyi tamamlandı… Breaking Bad ve El Camino’nun verdiği mesajları da pekiştirdi…

Neticede altı sezonluk ekran macerasında Better Call Saul, zaman zaman inişli çıkışlı bir grafik çizse de Breaking Bad’in yanına çok yakışan bir devam dizisi oldu. Evet, final sezonundan beklentim daha da yüksekti ve bence dizinin en iyi bölümlerini daha önceki sezonlarda izlemiştik. Fakat final bölümünün başarısı sezon içerisindeki küçük olumsuzlukların üzerini örtmeyi iyi bildi. 15 yıllık Breaking Bad evreni serüveni yeni bir Gus Fring ya da Salamanca dizi/filmiyle devam eder mi bilinmez ama bu haliyle her şey çok iyi yerini bulmuş oldu. Umarım Vince Gilligan’ın senaryodaki, yönetmenlikteki, yapımcılıktaki dahiliğini ve detaycılığını yepyeni işlerde izlemeye devam edebiliriz…

Better Call Saul 6. Sezon

9

Puan

9.0/10