Sinema ve televizyon dünyası için geçtiğimiz yılın en büyük olaylarından bir tanesi şüphesiz Disney’in Fox’u satın almasıydı. Daha önce Star Wars serisinin de haklarını alan Disney bu hamleyle birlikte gücüne güç kattı. Ülkemize henüz gelmemiş olan Disney+ ise dev şirketin Netflix’e rakip olarak çıkardığı online yayıncılık platformu olarak bazı ülkelerde yayına başladı. Disney+’ın sektöre iddialı bir giriş yapması gerekiyordu ki bunun için de Star Wars gücünden yararlanmayı uygun gördüler. Bir Star Wars dizisi olan The Mandalorian, Disney+’ın açılışıyla birlikte yayına girdi ve 2019’un son günlerine damgasını vurdu…

Her ne kadar geçtiğimiz günlerdeki The Rise of Skywalker’a kadar Disney’in yeni Star Wars serisini çok sevmiş olsam da yeni gelecek Star Wars dizileri için en ufak bir heyecan duymamıştım. Disney’in Star Wars’un etinden sütünden yararlanma çabaları olarak gördüğüm bu projelerle ilgili beklentim sıfıra yakındı. Hatta The Rise of Skywalker’daki büyük hayal kırıklığı sonrası aldığı çok olumlu yorumlara karşın The Mandalorian ile ilgili de beklentim sıfırlanmıştı. Bu hayal kırıklığının üzerine yeni bir Star Wars serüveni doğrusu hiç ilgimi cezbetmiyordu. Yine de The Mandalorian’a bir şans verdim ve düşük beklentilerimin çok üzerinde bir işi karşımda buldum…

The Mandalorian (Pedro Pascal), mensup olduğu Mandalorian ırkına ait kaskını hiç çıkarmayan bir ödül avcısıdır. Bir gün bir müşterisinden önemli bir görev alır. Bu görev gereği bir emaneti alıp ait olduğu yere getirmelidir. Bu emanet ise Baby Yoda’dır. Duygusuz bir görev adamı gibi gözüken The Mandalorian ile Baby Yoda arasında büyük bir bağ kurulur…

The Mandalorian, orijinal üçlemenin final filmi olan Return of the Jedi’ın kısa bir süre sonrasında geçiyor. Yani Luke, Leia gibi sevdiğimiz Star Wars karakterleriyle aynı evrendeyiz, tabii hiçbirinin bahsi geçmiyor. Dolayısıyla Baby Yoda da bizim bildiğimiz jedi ustası Yoda’nın küçüklüğü de değil. Buna karşın Star Wars evreninden daha önceden aşina olduğumuz pek çok ırk dizinin içerisinde kendisine yer buluyor. Yani orijinal seriye mümkün olduğunca sadık ve sıkı Star Wars hayranlarını fazlasıyla memnun edebilecek bir yapım var karşımızda…

Doğrusunu söylemek gerekirse dizinin ilk bölümünden hikayeye çok bağlanamadım. Özellikle ana karakterimizin tamamen kask içerisinde olması diziyi sevmeyi çok zorlaştırıyor. Öyle ki gözlerini bile göremediğimiz, hissettiklerini anlamakta çok zorluk çektiğimiz bir karakterlerle bağ kurmamız gerekiyor, çünkü o karakter dizinin her şeyi durumunda ve bu bağı kurmak oldukça zor. Bu noktada ise yardımımıza Baby Yoda koşuyor. 50 yaşındaki küçük bebek o kadar sevimli ki onu daha fazla izlemek oldukça cezbedici geliyor. Dizinin tam sıkıcılaşmaya başladığı anlarda 3-5 saniye gözükmesi bile tüm olumsuzlukları unutturabiliyor. Tabii ana karakterimizle de zaman içerisinde bağ kurmaya başlıyoruz ve işte o zaman her şey çok güzelleşmeye başlıyor…

Dizinin arkasında son dönemde Marvel’a ve Disney’e pek çok yüksek bütçeli yapım yapan Jon Favreau yer alıyor. Yapımcı kimliğinin yanı sıra Jon Favreau dizinin senaryosunda da ciddi pay sahibi. Onun dışında da dizinin teknik kadrosu işin ehli isimlerden oluşmuş. Gerek efektler, gerek müzikler bir diziden ziyade film kalitesini hissettiriyor. Pedro Pascal başrolde ilginç bir performans gösteriyor. Carl Weathers, Nick Nolte, Gina Carano gibi isimler de dikkat çekici. Taika Waititi de dizinin hem seslendirme kadrosunda yer alıyor hem de dizinin en iyi bölümü olan son bölümün yönetmenliğini üsteleniyor. Bu arada Bryce Dallas Howard da sürpriz şekilde bir bölümün yönetmeni olarak karşımıza çıkıyor…

Her bölümü 30-40 dakikadan oluşan The Mandalorian, birbirinden bağımsız bölümler halinde ilerleyen bir dizi görüntüsünde olsa da zamanla bölümlerin birbirine çok iyi bağlandığı bir dizi. Bugüne kadar herhangi bir Star Wars serisini sevmişseniz birkaç bölüm değil tüm sezon halinde şans vermenizi öneririm. Gittikçe güzelleşecek ve kendinizi daha çok hikayenin içerisinde bulacaksınız. Zaten kısa süresi ve sekiz bölümüyle bütün olarak da çok fazla vaktinizi almayacak. Disney+ dizinin ikinci sezon onayını da çoktan verdi. Sırf bugüne kadar ortaya çıkan en sevimli Star Wars karakteri olmaya aday Baby Yoda için bile şans vermeye değer…

The Mandalorian 1. Sezon

7.5

Puan

7.5/10
%d blogcu bunu beğendi: