Pandeminin en çok yaradığı şirketlerden biri şüphesiz Netflix oldu. Sinemaların tüm dünyada kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalması ve Christopher Nolan filminin dahi ciddi şekilde bocalaması sinemaya iş üreten klasik yapım stüdyolarını stratejilerini değiştirip dijital yayıncılığa yönelmeye zorladı… Bu dev yapım stüdyolarından biri olan Paramount ise bu yıl ödül sezonunun en iddialı yapımlarından biri olması beklenen The Trial of the Chicago 7’ı hatrı sayılır bir meblağ karşılığında Netflix’e satma yoluna gitti. Ünlü senarist Aaron Sorkin imzası taşıyan film, Netflix’in önümüzdeki haftalarda birbiri ardına sıralayacağı iddialı ödül mevsimi filmlerinden biri olarak karşımızda…

1968 yılı Amerika tarihinin belki de en karışık yıllarından biri. Ülke, Vietnam Savaşı’nın gölgesinde zor bir seçim dönemine giriyor. Mevcut başkan Lyndon B. Johnson demokratlar tarafından dahi sevilmiyor ve pek çok protestoya maruz kalıyor. Demokrat başkan adaylığına koşan Robert F. Kennedy ise korkunç bir suikasta kurban gidiyor… Bu olayların ortasındaki protestoların en büyüklerinden bir tanesi de Chicago’da gerçekleşiyor ve onbinlerce kişiyle polis arasında günlerce süren ciddi bir gerilim yaşanıyor. Pek çok tutuklanma ve yaralanma vakaları meydana geliyor… Richard Nixon başkan seçildikten sonra ise bu olayın failleri olarak ise Chicago yedilisi olarak bilinen yedi kişi ve Kara Panter Partisi üyesi bir siyahiden oluşan sekiz kişiye aylarca sürecek bir dava süreci başlatılıyor. Film de bu süreci karşımıza getiriyor…

The Trial of the Chicago 7, uzun yıllardan beri Hollywood’un gündeminde olan projelerden biriydi. Projeyi ilk hayata geçirmek isteyen kişi usta yönetmen Steven Spielberg idi. Bu proje için senarist olarak Aaron Sorkin’i seçen Spielberg, sonrasında yoğun programı içinde filmi yönetme fırsatı bulamayınca, film yıllar içerisinde Paul Greengrass ve Ben Stiller gibi yönetmenlerin önünden geçtikten sonra en son Spielberg’ün önerisiyle Aaron Sorkin’in kendi yönetmenliğinde karşımıza çıkabildi… Spielberg’ün bu proje için Aaron Sorkin’i seçmesi mantıklıydı. Öyle ki Aaron Sorkin hem The West Wing dizisiyle politika alanındaki başarısını kanıtlamış, hem de sinemadaki daha ilk senaristlik deneyiminde A Few Good Men gibi bir klasiğe imzasını atmıştı… Bu projeye büyük önem veren Aaron Sorkin, ilk yönetmenlik denemesini bu filmde yapmak istemeyip yine mahkeme sahneleri içeren Molly’s Game ile bir anlamda prova yapmıştı ve iyi tepkiler alınca yıldızlarla dolu kadroyu yönetme cesaretini kendisinde bulmuş…

The Trial of the Chicago 7’ın en dikkat çekici özelliği sıra dışı kurgusu. Filmin daha ilk sahnelerinden mahkemeye başlıyoruz ve bununla birlikte çok yüksek tempolu bir iş izleyeceğimizin farkına varıyoruz. Öyle ki mahkeme sahnelerinden sık sık ya flashbackler ile olayın yaşandığı zamanlara ya da duruşmanın perde arkasında yaşananlara hızlı bir geçiş yapıyoruz. Bu kurgunun filme yüksek bir dinamiklik kattığı gerçek fakat yer yer bu durum ters tepiyor ve her şey gereğinden fazla komplike ilerliyormuş gibi hissettiriyor… Senarist olarak rüştünü yıllar önceden ispatlayan Aaron Sorkin’in ikinci yönetmenlik denemesindeki performansı da fena değil ancak asıl olayı yeterince iyi aktarabildiğini düşünmüyorum. Karakterleri de biraz fazla karikatürize ve neredeyse hiçbiri yeterince derinleştirilememiş. Fakat karakterlerle ilgili durumun yönetmen Aaron Sorkin’den çok senarist Aaron Sorkin’e ait bir eksiklik olduğu söylenebilir…

Filmin öne çıkan özelliklerinin başında şüphesiz toplu oyunculuk performansı geliyor. Dev kadroda hemen herkes işini iyi yapmış ve toplu olarak oyunculuklar açısından çok güçlü bir görüntü ortaya çıkmış. Fakat bununla birlikte bireysel olarak çok öne çıkan bir isim söylemek kolay değil. Bu tip durumlarda, hele ki film yarışta güçlü bir rekabetçi ise birkaç kişiye adaylık çıkıyor. Fakat daha çok listelerde boşluk doldurmaya yönelik seçilen bu adayları tahmin etmesi son güne kadar çok zor oluyor. Bu filmde de öyle olacak gibi…

Net bir başrolü olmayan filmde başrole en yakın isimler filmin en gösterişli sahnesine sahip olan Eddie Redmayne ve filmde de bir komedyeni oynayan Sacha Baron Cohen… Eddie Redmayne bana göre uzun süre filmin en zayıf halkasıydı fakat sonlara doğru giderek performansını arttırdı. Yine de adaylık şansını yüksek olarak görmüyorum. Sacha Baron Cohen iyi bir rolle ilk Oscar adaylığını almayı bekleyen bir isim. Bu yıl The Spy dizisiyle gündeme gelmesi ve Borat 2’nin gündemde olmasıyla işi daha da kolay. Filmdeki karakteri de filmin eğlenceli yanlarından fakat bence ödül anlamında ekstrası da yok. Hele “en iyi erkek oyuncu” kategorisinde yarışırsa net bir başrol olmamasının dezavantajıyla baş etmesi de kolay olmayacak…

Zengin yardımcı erkek oyuncu kadrosunda en gösterişli performans son günlerde Succession ile gündeme gelen Jeremy Strong’a ait. Fakat performansı biraz fazla karikatürize. Akademi bu tip performansları seviyor olsa da bu filme çok uymamış gibi… Filmin hemen her anında yargıç rolünde Frank Langella’nın birileriyle düellolarını izliyoruz. İlk ve tek Oscar adaylığını Richard Nixon rolüyle alan Frank Langella yine aynı dönemde, Richard Nixon dönemi politikacılarını temsil eden rolüyle sade sayılabilecek ama etkili bir performans gösteriyor. Bridge of Spies ile kısa süre önce Oscar kazanan Mark Rylance da savunma avukatı olarak bir başka sade ama etkili performansı sunuyor. Oscar adaylığı şansı en yüksek isimlerden biri olarak lanse edilen Yahya Abdul-Mateen II için sanırım beklentimi fazla yükselttiğimden, performansını sıradan buldum… Davacı tarafını temsil eden Joseph Gordon Levitt uzun bir aradan sonra eforsuz bir performansla karşımıza çıkarken filmde süresi az ama kritik bir role sahip Michael Keaton ise sahneye çıktığı andan itibaren göz dolduruyor…

Amerika’da polislerle ilgili yaşanan olayların bu kadar ön planda olduğu bir yılda, çok zengin oyuncu kadrosunun da etkisiyle The Trial of the Chicago 7’ın ödül sezonunun en iddialı yapımlarından biri olması kaçınılmaz. Önemli bir konu, doğru zamanlama, üst düzey toplu performansa karşın olayları etkili aktarmadaki yönetmenlik eksikliği ve çok sayıdaki karakterin hiçbirinin yeterince derinleştirilememesi filmi kusursuz olmaktan uzak bir konuma yerleştiriyor. Yine de yılın en önemli filmlerinden biri ve tüm dünyada olduğu gibi bizde de Netflix ile gösterime girmişken kaçırmayın derim…

The Trial of the Chicago 7

7.5

Puan

7.5/10