Atiye’yi bir kenara koyacak olursak Netflix’in Türkiye’de hazırladığı işlerin şu ana kadar sınıfı geçtiğini söylemek zor. Buna karşın beğenilmeyen işler dahi ciddi anlamda ilgi görüyor. Netflix de bu ilgiyi karşılıksız bırakmıyor ve pek çok yeni yerli proje hazırlığına devam ediyor. Netflix’in ilk yerli filmi ise birkaç gün önce yayına giren “Yarına Tek Bilet” oldu. Film için beklenti yaratan asıl etken ise Netflix’ten ziyade Ozan Açıktan’ın varlığıydı. Son iki filmi Annemin Yarası ve Aile Arasında ile son dönem ana akım sinemasındaki iki önemli esere imza atan yönetmenin Netflix ile birlikte neler yapacağını merak ediyordum. Her ne kadar fragman beklentimi düşürmüş olsa da ne yazık ki düşük beklentimin de altında bir film çıktı. Fakat tamamen olumsuzluk dolu bir iş olmadığı da kesin…

Yarına Tek Bilet, aslında Netflix’in değil de yönetmen Ozan Açıktan’ın kendisinin hazırladığı ve “How to Stop a Wedding” adlı filmden uyarladığı bir proje. 2014’te, Varşova’da jürisi olduğu bir festivalde filmi izleyen Ozan Açıktan fikri beğenip uyarlamasının yüksek potansiyeli olduğunu düşünmüş ve haklarını satın almış. Fakat tüm dünya izleyicisi için filmin yeni olduğunu belirtmek gerek. Çünkü bahsettiğim filmi dünyada izleyen kişi sayısı çok çok az. Biraz “Before Sunrise” etkisindeki bir film olduğu düşünülebilir ancak aslında onunla da pek ilgisi yok…

Ankara’dan İzmir’e hareket eden, hareketine 14 saat boyunca devam edecek bir trenin içindeyiz. Kompartımanın birinde tek başına oturan bir genç kız olan Leyla (Dilan Çiçek Deniz) karşılıyor bizleri. Hemen ardından Ali (Metin Akdülger) çıkıyor karşımıza, Leyla’nın oturduğu koltuğun bilet sahibi olarak… Leyla, içine kapanık gözükse de aslında gerçekte de karşılaşacağımız, belki kendimizi bulabileceğimiz türden bir karakter. Çevresindekilerin ilgisine muhtaç değil ve kendi halinde bir yolculuk yapma gayesinde. Öte yandan Ali ise Leyla’nın tam tersi şekilde fazlasıyla ukala ve yolculuğu yalnız geçirmemek niyetinde olan bir karakter. Başkalarının düşüncelerini ve karşısındakinin isteklerini önemsemeyen bir karakter. Ve Ali, gelir gelmez Leyla’nın rahatını kaçırıyor, onu da kabuğundan çıkmaya zorluyor…

Yarına Tek Bilet, benim için son derece olumsuz başlayan bir film oldu. Sonuç itibariyle varacağı noktayı az çok kestirdiğimiz bir film ve büyük ölçüde tek mekanda geçecek, sırtını diyaloglara dayayacağı belli bir film… Fakat o ilk diyaloglar o kadar zayıf başlıyor ki, Ali karakteri o kadar sinir bozucu bir giriş yapıyor ki doğrusu ilk bölümü sonrasında filmi kapatmamak için kendimi zor tuttum. Ali ve Leyla’nın ilk iletişim kurma şekilleri, daha doğrusu iletişimlerini koyulaştırma şekilleri beni hiç ikna etmedi. Fakat zaman ilerledikçe ve o kısma inanmış gibi yaptıktan sonra konu yavaş yavaş açılmaya ve film beni içerisine almaya başladı. Bununla birlikte diyalog kalitesi de giderek artmaya başladı… Fakat yine de bütün olarak bakınca senaryonun pek tatmin edici olmadığını, karakterlerin o trenin içerisinde olma motivasyonlarının yeterince iyi aktarılamadığını düşünüyorum.

Yönetmen Ozan Açıktan, filmi bölümler halinde ele almayı tercih etmiş ve her bölümde biraz zaman geçişiyle birlikte olaylara farklı pencereden bakıyoruz. Büyük kısmı tren içerisindeki dar alanlarda geçen bir film için sinematografinin hiç fena olmadığını belirtmek gerek. Yine de yönetmen zaman zaman bazı sahneleri daha geniş alanlara taşıma gereği duymuş. Fakat bu sahnelerde tren kaçırma üzerinden yaratılan gerilim sahnelerin duygusal etkisinin önüne geçmiş. Şahsen trenin içerisindeki sahneleri daha çok sevdim…

Yönetmenin, tek mekanda geçen ve tamamen diyaloga dayalı film izleme alışkanlığı olmayan izleyicinin işini kolaylaştırmak adına başvurduğu yollardan biri de yoğun şarkı kullanımı olmuş. Evet, belki şarkılara ayrılan süre biraz fazla tutulmuş ama ben şarkı seçimlerini çok beğendim ve belki de filmin içeriğini çok sevmediğim için benim için filmin değerini arttıran yönlerinden oldu…

Filmin başrollerini paylaşan Dilan Çiçek Deniz ve Metin Akdülger gayet iyiler. Dilan Çiçek Deniz, son dönemin popüler genç oyuncularından biri olsa da ilk kez yollarımız kesişti. Kendisini daha iyi projelerde izlemek isterim. Metin Akdülger’i Şahsiyet, Atiye ve Tereddüt’te izlemiş olsam da hiçbirinde dikkatimi çekmemişti. Burada kendini daha çok gösterme şansı yakalamış…

Her ne kadar filmin başında tamamen hayal ürünü olduğu söylense de Yarına Tek Bilet, erkek ve kadınların aynı kompartımanda yolculuk yapamaması veya alkol yasağı gibi Türkiye gerçeklerini de dünyaya haykırıyor…

Neticede Yarına Tek Bilet, başarılı yönetmenliğine karşın Ozan Açıktan’ın şu ana dek izlediğim filmleri arasında en zayıf bulduğum filmi oldu. Evet, Türk izleyicisinin pek alışkın olmadığı türde bir film ve bu tür denemeleri görmek hoş. Fakat keşke içi biraz daha dolu bir senaryoyla karşımıza çıkabilseymiş. “İki kişi çıktığın yolda nereye gideceğine tek başına karar veremezsin” gibi iddialı sözlerin içi daha iyi doldurabilseymiş… Yine de kısa süresiyle akıp giden bir film Yarına Bir Bilet, Netflix’in ilk filmi olduğu için popüler olacağı da kesin. Siz de şans vermek isteyebilirsiniz… Bu arada tren yolculuğu filmlerinden hoşlananlara yakın dönemde çıkmış ve türün çok daha iyisi olan 2017 yapımı İşe Yarar Bir Şey’i izlemelerini de öneririm…

Yarına Tek Bilet

5.5

Puan

5.5/10