“Tepenin Ardı” ve “Abluka” filmleriyle birlikte Türk sinemasındaki önemli yönetmenler arasına girmeye başlayan Emin Alper, üçüncü uzun metrajlı filmi “Kız Kardeşler” ile bu yılki Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışarak yine adından söz ettirdi. Çeşitli festivallerde prestijli ödüller kazanan film, itiraf etmek gerekirse yönetmenin benim izlediğim ilk filmi oldu. Yerli festival filmlerine hem vizyonda hem de vizyon sonrasında ulaşmanın zorluğu da maalesef bu durumdaki sebeplerden biriydi. Kız Kardeşler’in de aynı kadere uğramaması için vizyonda izleme fırsatım varken ilk haftasından sinemanın yolunu tuttum…

Hikayemiz bilinmeyen bir zamanda, İç Anadolu’ya yakın olduğunu tahmin etsek de tam konumunu bilemediğimiz uzak bir köyde geçiyor. Annelerini küçük yaşta kaybeden Reyhan (Cemre Ebuzziya), Nurhan (Ece Yüksel) ve Havva (Helin Kandemir) kardeşler farklı dönemlerde besleme olarak kasabadaki varlıklı ailelere verilirler. Fakat üçü de farklı sebeplerden dolayı tutunamayarak soluğu babalarının yanında alırlar…

Kız Kardeşler, aslında doğduğu coğrafya etrafında tıkanıp kalan ve oradan kurtulamayan hayatların hikayesi. Köy, sadece kız kardeşler için değil filmdeki hemen herkes için kurtulmak istenilen bir yerdir. Babanın kızlarını besleme olarak vermeye çabalaması düz bir bakış açısıyla kötü bir davranış olarak görülebilir. Ancak aslında baba kendi hayatından umudu kesmiş ve en azından kızlarının kurtulması için çabalamaktadır. Kardeşlerin de bu durumdan bir şikayeti yoktur, hatta şimdilerde kasabada doktor olan Necati Bey’in (Kubilay Tunçer) evine gidebilmek için birbirleriyle alttan alta rekabet halindedirler. Kardeşlerin en büyüğü Reyhan’ın zorla evlendirildiği bize sezdirilen eşi, köyün yarım akıllısı Veysel (Kayhan Açıkgöz) de köyden kurtulma konusunda en heveslilerden biridir… Fakat hiçbirinin köyden kurtulması kolay olmayacaktır, ciddi şekilde çabalamaları gerekecektir ve hata yapma lüksleri mevcut değildir…

Bu film vesilesiyle ilk kez tanıştığım Emin Alper’in sinema tarzını Nuri Bilge Ceylan’ın son dönem sinemasına epey benzettim. Taşrada yaşayan derinliği yüksek karakterler, diyaloglar üzerinden işlenen toplumsal meseleler ve bunların yoğun bir olay örgüsü olmadan sade bir şekilde ele alınışı bu düşüncemde etkili sebeplerdendi. Fakat izleyiciyi hikayeye bağlama konusunda Emin Alper’in henüz o derecede yetenekli olduğunu söyleyemem. Hikaye ve karakterler sağlam temeller üzerine konulmuş olsa da beklenen duygu yoğunluğu bir türlü oluşmuyor. Filmi izlerken pek çok olası gidiş yolu akla gelse de Emin Alper, her defasında aslında beklenmeyen olan en sıradan yolu tercih ediyor. Sıradanlıktan sapma kararı finale doğru yer alan tek bir sahnede veriliyor. O da aslında hikayeye çok katkısı olan, filme çok artı değer katan bir sahne değil. Filmin finali de bu seçimlerin de büyük etkisiyle yetersiz kalarak beklenen vurucu etkiyi yaratmıyor…

Kız Kardeşler’de dikkat çekici yönetmen başarısıyla birlikte kadrodaki herkes görevini en iyi şekilde yerini getiriyor. Ortanca kardeşi oynayan Ece Yüksel ve köyün delisi Veysel’i oynayan Kayhan Açıkgöz gösterdikleri performanslarla birer adım öne çıkıyorlar… Görüntü yönetmenliğini üstlenen Emre Erkmen çarpıcı bir başarıya imza atmış. Prodüksiyon tasarımının da katkılarıyla filmde enfes görüntüler ortaya çıkmış…

Kız Kardeşler, benim için Emin Alper’le iyi bir tanışma filmi oldu. Filmin özellikle senaryo anlamında daha iyi olabileceği noktalar olduğunu düşünsem de karşımızda yılın iyi yerli filmlerinden biri ve gelecek için fazlasıyla umut vaat eden bir yönetmen var. Yönetmenin önceki iki filmini de izlemeye çalışıp, sonraki işlerinin takipçisi olacağım…

Kız Kardeşler

6.5

Puan

6.5/10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: