Bir Sundance bağımsızı olan ilk filmi “The Diary of a Teenage Girl” ile potansiyel vaat eden Amerikalı kadın yönetmenlerden biri haline gelen Marielle Heller, üç yıllık aranın ardından ödül sezonunun çok konuşulan filmlerinden birine dönüşen ikinci filmiyle karşımızda…

Lee Israel (Melissa McCarthy), biricik kedisini insanlardan daha çok seven ve biyografi kitapları sayesinde hatrı sayılır bir tanınırlığa sahip, ilginç bir o kadar da huysuz bir yazardır. Ne var ki eski popülerliğinden uzaklaşmaya başlayınca geçim sıkıntısı çekmeye başlar. Bu noktada para kazanmanın farklı bir yolunu bulur. Ünlü edebiyatçıların yazılarını taklit ederek onların yazdığı orijinal eserlermiş gibi koleksiyonculara satmaya başlar. Hayatının bu noktasında eşcinsel arkadaşı Jack Hock (Richard E. Grant) da ona eşlik etmektedir…

Etkileyici müziklerinin de etkisiyle ilk dakikalarından izleyiciyi içine almayı başaran film, sektörün yetenekli kadın yönetmen aradığı şu günlerde Marielle Heller’ın yükselişini müjdeliyor. Az ünlü sanatçıların çektikleri zorlukları ortaya koyan film, ilgi çekici konusuyla sürüklemeyi başarıyor. Yer yer tempo hafif düşer gibi olsa da karşımızda genel anlamda yılın seyir zevki yüksek işlerinden biri var…

Melissa McCarthy, Amerika’nın son dönemde çıkardığı en önemli kadın komedyenlerden biri. Sulu komedi filmleriyle tanınan oyuncu, Bridesmaids ile hak ettiğini düşünmediğim bir Oscar adaylığı da almıştı. Fakat bu filmde McCarthy tek kelimeyle inanılmaz! Hemen herkese kötü davranan, sevilmesi zor bir karakteri sevdirmeyi başarıyor McCarthy ve film boyunca karakterin yaptıklarını desteklemesek de onunla birlikte yaşıyoruz her şeyi. Ortada başarılı bir makyaj çalışması da var tabii ama performansta en ufak bir yapaylık yok. Eğer film hakkında hiçbir şey bilmeyip rastgele bir yerde karşıma çıksaydı muhtemelen McCarthy’nin varlığını anlayamazdım… Oscar’daki en iyi kadın oyuncularından izlediğim en son performans bu oldu ve beşi arasında net şekilde bence en iyisiydi!

Kariyeri boyunca pek çok filmde rol alan Richard E. Grant, ilk kez bu filmde bu kadar dikkat çekici. Göründüğü ilk sahneden itibaren filme renk, enerji katıyor. Melissa McCarthy ile uyumları da inanılmaz. Kazandığı Oscar adaylığını sonuna kadar hak ediyor ve ödülü kazanmasına da herhangi bir itirazım yok. Aksine mevcut adaylar, koşullarda ödülü en çok hak eden isim olduğu söylenebilir…

Gerçek bir hikayeden ve hatta Lee Israel’in aynı adlı eserinden uyarlanan “Can You Ever Forgive Me?”, enfes oyunculuk performansları ve samimi olduğu kadar ilgi çekici hikayesiyle yılın iyi filmlerinden biri. Çok yüksek beklentiye girmemekle beraber es geçmeyin derim…

Can You Ever Forgive Me?

7

Puan

7.0/10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: