Alman yazar Patrick Süskind’in bir hayli çarpıcı cinayet romanı “Perfume: The Story of a Murderer” 2006 yılında Tom Tykwer tarafından sinemaya taşınarak dünya genelinde epey ses getirmişti. Dark’ın büyük başarısı sonrası Alman dizilerine ağırlık veren Netflix’in yeni dizi projelerinden biri de aynı romandan uyarlanan, günümüzde geçen yeni bir “Parfum” oldu. Doğrusu filmi sevmiş biri olarak “filmi izledik zaten, dizisine ne gerek var?” düşüncesiyle dizi projesini pek ilgi çekici bulmamıştım. Fakat Dogs of Berlin’in benim için sürpriz şekilde yılın en iyi dizilerinden birine dönüşmesi sonrası kendimi bir anda Parfum ile baş başa buldum…

Diziye bir şarkıcının ölü olarak bulunmasıyla başlıyoruz. Cinayet kurbanı olduğu her halinden belli olan bir cesette koku ile organların özellikle alınması şüpheleri beş kişilik bir arkadaş grubuna yönlendiriyor. Öldürülen şarkıcının da yakın ilişki içinde olduğu bu grup gençlik yıllarında koku ile ilgili tuhaf çalışmalarda bulunmuştur. Dedektifler bir yana grup üyeleri de birbirlerinden şüphelenmektedirler…

Parfum’ün film versiyonundan tek farkı günümüzde geçmesi değil. Hikaye olarak tamamen farklı bir hikaye ve hatta kitap, film dizide referans olarak kullanılıyor… Bu durum diziyi takip etmeye değer bulmamdaki temel nedenlerden biri oldu. Katilin kim olduğuna dair şüphenin sezon boyunca korunması ve tek bir karakter yerine neredeyse tüm karakterlerden şüphelendirmesinin yarattığı merak unsurunu da ayrıca sevdim…

Dizinin en büyük olumsuzluğu ise ilk başta karakterlere alışmanın fazlasıyla zor olması. Aynı durumun Netflix’in bir başka Alman dizisi olan Dogs of Berlin’de de yaşandığını belirtmiştim. Burada ekstra olarak çok fazla flashback olması ve farklı zaman dilimlerindeki karakterleri birbiriyle eşleştirmenin de bir hayli zor oluşu da mevcuttu. En azından cast seçimleriyle izleyicinin işi biraz olsun kolaylaştırılabilirmiş, ama yapılmamış… Dizideki neredeyse tüm karakterlerin kötü oluşu da ilk etapta sevmeyi zorlaştıran etmenlerdendi…

Bazı mantık hatalarının bariz şekilde sırıttığı dizide buna karşın oyunculuklar gayet yerindeydi. Özellikle başroldeki dedektif rolünde Friederike Becht sezon boyunca harika bir iş çıkarıyor… Ana hikayeden bağımsız olan onun yan hikayesi de yer yer ilgi çekici hale gelebiliyor.

Uzun lafın kısası bazı kusurlu noktalarına, eksik yanlarına rağmen Parfum polisiye sevenleri içine almakta zorlanmayacak sürükleyici bir yapım. İkinci sezonu gelir mi bilinmez ama altı bölümlük ilk sezonuna şans vermenizi önerebilirim…

Parfum 1. Sezon

7.2

Puan

7.2/10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: