İlk iki filmi In Bruges ve Seven Psychopats ile kendi hayran kitlesini oluşturan İngiliz yönetmen Martin McDonagh doğrusu tarzını benimseyebildiğim bir yönetmen değil. In Bruges’a çoğunluğun aksine bayılmadım, bana göre vasat sayılabilecek bir yapımdı. Seven Psychopats ise sonuna kadar katlanamayacağım derecede kötüydü. Genelde zevkimin uyuştuğu Toronto Film Festivali En İyi Seyirci Ödülünün bu yılki sahibi olarak yılın en çok konuşulan filmlerinden birine dönüşen Three Billboards Outside Ebbing, Missouri ile birlikte McDonagh ilgimi çekmeyi başardı. Her ne kadar yine yönetmenin tarzından izler taşıyor olsa da daha ciddi ve ilgi çekici bir konu üzerinde, özellikle başrolde yaşayan en yetenekli kadın oyunculardan Frances McDormand varken heyecanlanmamam için sebep yoktu…

Three Billboards, kızını cinayete kurban veren bir annenin acı ve nefret içerisinde verdiği mücadeleyi konu alıyor. Polisin kızın katilini bulma konusunda çabalamadığını düşünen anne Mildred, şehrin dış kısmında kimselerin uğramadığı bir noktadaki üç billboarda ilan vererek polise savaş açıyor. İlanın odağındaki isim ise emniyetin başındaki isim olan ve toplum tarafından sevilen Willoughby’dır. Onun yardımcısı ırkçı ve kötü bir polis olan Dixon’ın Mildred’in açtığı savaşı karşılıksız bırakmaya niyeti yoktur…

İlgi çekici bir ana konuya sahip olsa da Three Billboards’u değerli kılan karakterlerin griliğinde. Bu tarz bir hikayede normalde Mildred’i haklı bulup polisin net şekilde haksız olması beklenir ve olaylar bu yönde ilerler. Fakat Mildred fazlasıyla nefret dolu ve deyim neredeyse gözü dönmüş bir kadın, bununla birlikte de haklı olduğu noktalar mevcut. Diğer yandan polisin katilin bulunmasında gerçekten suçlu olup olmadığı açıktan verilmiyor ve polisler de kendi aralarında ayrıştırılmış durumda. Mildred, Willoughby ve Dixon film boyunca birbirlerini etkileyerek birbirlerinin farklı yüzlerini ortaya çıkarıyorlar…

Three Billboards, artı yanlarına karşın beklediğim güçlü film değil. Senaryosunun iyi noktaları olduğu kadar sonuç olarak varmış olduğu nokta yeterince tatmin etmiyor. İddialı bir girişin ardından olayların ilgi çekiciliği zaman zaman düşüyor ve özellikle finale doğru filmin etkisi azalıyor. Filmdeki kara mizahı da sevip sevmemek arasında kararsız kaldım. Filme yönetmenin önceki iki filminin aksine kesinlikle komedi demem ama yer yer komedi filmlerinde rastlayabileceğimiz eğlenceli diyaloglara rastlamak mümkün…

Filmin en büyük artısı şüphesiz güçlü oyuncu kadrosu… Frances McDormand, kendisine tam oturan rolüyle harikalar yaratmış. Zaten McDonagh da Mildred karakterini bizzat McDormand için yazmış. Fargo’dan sonra ikinci Oscar’ını bu filmle kazanmasını destekliyorum. Henüz Meryl Streep (The Post) ve Sally Hawkins’i  (The Shape of Water) izlememiş olsam da Oscar’daki kişisel favorim büyük ölçüde belli oldu. Yardımcı oyuncular Woody Harrelson ve Sam Rockwell de filme ciddi katkı sunmuş. Sam Rockwell büyük oynayarak ödüllere göz kırparken Woody Harrelson daha sade ama daha sevilesi bir performans sunmuş. Abbie Cornish, Peter Dinklage, Lucas Hedges, John Hawkes, Samara Weaving kadronun dikkat çeken diğer isimleri arasındalar…

Özetle Three Billboards Outside Ebbing, Missouri yüksek beklentilerimi karşılayamasa da özgünlüğüyle ve güçlü oyunculuk performanslarının etkisiyle akıllarda yer edecek bir iş olmuş. Yılın en iyi filmlerinden biri olarak nitelendirmezdim ama izlenmeyi hak ediyor…

Three Billboards, Outside Ebbing Missouri

Three Billboards, Outside Ebbing Missouri
7.5

Puan

7.5 /10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Merakla Beklediğim 2018 Filmleri
%d blogcu bunu beğendi: