Amerika’nın en çok izlenen dizisi olan ve tüm dünyada da geniş bir hayran kitlesi bulunduran The Walking Dead, pek çok kişi gibi benim de yıllardır takip ettiğim diziler arasında. Altı bölümlük ilk sezonuyla harika bir başlangıç yapan diziyle olan ilişkim bundan sonraki süreçte ise bir iyi bir kötü olarak devam etti…

The Walking Dead’in aslında en büyük problemi çok yüksek olan reytingleri. Reytingin fazlasının ne zararı olur diye düşünüyor olabilirsiniz şöyle açıklayım; yapımcılar reytingleri çok yüksek olan dizinin etinden, sütünden en iyi şekilde faydalanmak istiyor. Normalde beşinci sezonu bitirmiş dizinin artık yavaş yavaş ne zaman final yapacağı sorgulanmaya başlanır. Çünkü geçmişe baktığımızda çoğu büyük dizi 5-6 sezonda final yapmış. Fakat The Walking Dead için henüz böyle bir durumun yaklaştığından bile söz edilmiyor. Çizgi romandan uyarlanan dizinin elinde ciddi bir kaynak var ama bunu daha da uzatıp 10 sezondan da fazla bir şekilde diziyi sürdürmek istiyorlar. Hal böyle olunca dizi zaman zaman çok ağırdan alınıyor, konunun yavaş ilerleyişi izleyiciyi çıldırtma noktasına yaklaşıyor. Hele zaman zaman öyle bölümler var ki 40 dakika boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor. Bu bölümlerin bile çok yüksek reyting alması da yapımcıların rahat rahat bu tarz bölümleri çoğaltmasına neden oluyor…

Rick'in kontrolden çıktığı anlardan birindeyiz...

Rick’in kontrolden çıktığı anlardan birindeyiz…

The Walking Dead için genel olarak bir yanılgı var. O da dizinin zombi dizisi, aksiyon dizisi sanılması. Elbette bu faktörler tamamen inkar edilemez ama The Walking Dead her şeyden önce bir drama dizisi. Bunun farkına varamayan ve diziden çok aksiyon ya da bilim-kurgu alanında gelişmeler bekleyen kişiler daha ikinci sezonda büyük oranda diziyi bıraktılar. Kıyamet sonrasına yönelik gerçekten ilgi çekici bir drama The Walking Dead ve zaman zaman tökezlese de genel anlamda drama açısından başarılı bir iş.

Beşinci sezon özeline geçecek olursak… Beşinci sezon da üçüncü sezondan bu yana olduğu gibi iki parçaya bölünerek 8’er 8’er toplam 16 bölüm şeklinde yayınlandı. Sezonun ilk yarısından geçen sezonun sonunda bıraktığımız Terminus macerasından başladık fakat Terminus tahmin ettiğimiz kadar fazla meşgul etmedi bizi. Yeni dahil olan peder karakteri bizi biraz meşgul etti ama bu karakter diziye hiçbir şey katmadığı gibi sıkıcı sahnelerin artmasına sebep oldu. Bunun dışında sezonun ilk yarısında Beth ile ilgili bazı gelişmeler oldu ve doğrusu sezonun ilk yarısı benim açımdan tatmin edicilikten oldukça uzak bir şekilde geçti.

Sezonun ikinci yarısı da aslında hiç parlak başlamadı. Hatta sezonun en kötü iki bölümü de aranın ardından yayınlanan ilk iki bölümdü. Fakat daha sonrasında dizi çok doğru bir adım attı ve hikaye yeniden iyi bir noktaya gitti. Uzun süren ve bizi bunaltan yolculuk hali nihayet son buldu. Rick önderliğindeki ekip yeni bir mekana yerleşti ve burada da yeni kişilerle karşılaştı. Doğrusu ekibi uzun bir zaman sonra daha insancıl şartlarda görmek beni oldukça memnun etti ve diziyle ilgili olarak yeniden heyecanlanır hale geldim. Ne var ki son bölümlere doğru bu konuyu da gereksiz yere harcayacaklarmış gibi bir izlenim oluştu ve sezon finalini de zaten çoğunluğun aksine pek beğenmedim. Her şeye rağmen sezonun ikinci yarısı için olumlu düşüncelerim çok daha fazla. Altıncı sezon için umutlu olabiliriz…

Bu sezonun sıkça bir araya gelen üçlüsünden söz Carol'da...

Bu sezonun sıkça bir araya gelen üçlüsünden söz Carol’da…

Biraz da karakterler üzerinden gidelim…

Rick’i oynayan Andrew Lincoln’den bahsetmek istiyorum öncelikle. Andrew Lincoln gerçekten dizinin oyunculuk ortalamasının da üstünde bir performans sergiliyor. Ne yazık ki büyük ödüllerde adı anılmıyor bile ama ben gerçekten üst düzey performansının daha fazla takdir görmesi gerektiğine inanıyorum. Rick özellikle son sezonlardaki bunalım takılan haliyle pek çok kişice sevilmemeye başlanan bir karakter haline gelmişti. Doğrusu ben de dizideki en sevdiğim karakterlerin başında gelmesine rağmen bıkkınlık yaşamıştım. Neyse ki bu sezon Rick kendini toparladı ve eski görüntüsüne ulaştı. Her ne kadar sezon sonunda yine bunalım dönemini hatırlatsa da bu kez bu durumun uzun sürmeyeceği kanaatindeyim.

Carol ve Daryl bu sezon ön plandaki isimlerden diğer ikisiydi. Özellikle Carol’ın gittikçe acımasızlaşan tavırlarının benim için oldukça sinir bozucu hale geldiğini söylemeden edemeyeceğim. Daryl ise genel olarak daha uyumlu ve Rick ile orta yolu bulur bir durumda ilerliyor. Diziyi izleyen pek çok kişi gibi benim de sevdiğim karakterlerden Daryl. Onun yeni yerleşik yaşama uyum sağlamayı reddetmesi de bu sezonun izlemeye değer kısımlarından biriydi.

Glenn ve Maggie çiftinin bu sezon etkinliği biraz azaldı gibi geldi bana. Glenn son bölümlerde aksiyon sahnelerinde ön plana çıkarken, Maggie ise Beth ile ilgili olarak duygusal anlamda zor bir sezon geçirse de bu durum dizide çok fazla yer kaplamadı.

Diziyi izleyen pek çok kişi gibi benim de sevemediğim çocuk karakterimiz Carl ise artık iyice olgunlaşmaya başlamasıyla daha az sinir bozucu bir hale geldi. Umarım bu doğrultuda devam eder. Onun sahnelerinin de bu sezon ciddi olarak azaldığını söyleyebilirim.

Tyreese ve özellikle Sasha’lı sahneler ise sezonun en zayıf yanlarındandı. Özellikle son bölümlerde Sasha’lı sahnelerin dizide çok büyük bir kısım kaplaması saç baş yoldurttu. Umarım gelecek sezonda aramızdan ayrılacaklar listesindekilerden biri de Sasha olur…

Abraham bir türlü dizide beklediğimiz kadar etkin bir hale gelemedi. Galiba biraz daha zamana ihtiyacı var. Michonne sezonun genelinde arka planda olsa da son bölümlerde yeniden öne çıkmaya başlaması bence sevindirici. Dizideki sevdiğim karakterlerden olan Tara da ne yazık ki pek şans bulamayanlardan. Gerçi Glenn ve Maggie ile bir üçgenin içine girmesindense bu halini tercih ederim…

Rick, Jessie ile yeni bir ailenin temellerini atar mı dersiniz?

Sakalsız haline nihayet kavuşabildiğimiz Rick, Jessie ile yeni bir ailenin temellerini atar mı dersiniz?

Yeni karakterlerden ise mekan lideri konumundaki Deanne’i sevip sevemeyeceğimize henüz karar veremedik ama sezon finalindeki gelişmeyle Rick ve Deanne arasındaki iş tatlıya bağlanacak gibi. Yeni katılan Jessie karakteri ise sanıyorum herkes tarafından sevilecek gibi gözüken bir karakter. Rick ile arasındaki gelişmeleri merak ediyorum. Yalnız Rick – Jessie – Pete üçgenindeki hikayenin tatmin edici olmaktan uzak olduğunu da belirtmem lazım.

Sonuca bağlamam gerekirse The Walking Dead zaman zaman çileden çıkartsa da, ilk sezonlardaki kadar iyi olamasa da hala  izlemeye değer, türünün içinde oldukça iyi bir dizi. Unutmadan dizinin bir de spin-off’u yayınlanacak. Fear the Walking Dead adını taşıyacak dizi yaz sonunda yine AMC ekranlarında olacak. O dizinin de en azından altı bölümlük ilk sezonuna şans vermeyi planlıyorum. The Walking Dead hakkında söyleyeceklerim şimdilik bu kadar…

The Walking Dead 5. Sezon

The Walking Dead 5. Sezon
7.5

Puan

7.5 /10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Merakla Beklediğim 2018 Filmleri
%d blogcu bunu beğendi: