Rus sinemasının önde gelen yönetmenlerinden biri olan ve son olarak Leviathan ile pek çok ödül kazanan Andrey Zvyagintsev, yeni filmiyle yine Cannes Film Festivalinin en çok konuşulan filmlerinden birine imzasını attı. Ne var ki Leviathan’daki Nuri Bilge Ceylan’ı andıran tarzını sevmiş olsam da yönetmenin Loveless’ını hiç sevemedim. Hatta uzun zaman önce izlememe karşın film hakkında bir şeyler karalamak içimden gelmedi ve yazının sizlerle buluşması bugüne kaldı…

Adından da anlaşılabileceği gibi Loveless, sevgisiz insanların hikayesi. Zhenya ve Boris mutsuz evlilikleri olan ve boşanma aşamasındaki bir çifttir. İkisi de farklı kişilerle beraberdir ve Boris’in o birlikteliğinden bir de çocuğu yoldadır. Boşanma aşamasında ortada ciddi bir problem vardır ki o da çocuklarının kimde kalacağıdır. Normalde her iki tarafın da çocuğu almak istemesi beklenir ama burada iki taraf da çocuğu istemiyor! Çocuğun ortadan kaybolmasıyla da olaylar gelişiyor…

Sevgiden uzaklaşan toplumu sert çizgilerle eleştiren Loveless’ın sevgisizliğini çok aşırı dozda buldum. Bu kadar sevgisizliğe inanmak, bu kadar kötü insanların olabileceği inanmak ve onların hikayelerine dahil olmak bana cazip gelmedi. Film boyunca en ufak bir sevgi, sempati, empati besleyemediğim karakterleriyle Loveless benim için yılın zayıf filmlerinden biri olarak kaldı. Belki çocuk üzerinden daha çok gidilse ve onun psikolojisi daha çok inceleme konusu alınsa, en azından onun sevilebilir bir hikayesi olsa film daha ilgi çekici olabilirdi ama bu haliyle iyi oyunculuk performansları, kaliteli görüntü yönetimi dışında can sıkıcı bir toplum eleştirisinden öteye geçememiş…

Loveless

Loveless
5

Puan

5.0 /10

2 Responses

  1. hakan

    Hocam kusura bakmayın öncelikle haddim olmayarak bazı şeyler söyleyeceğim yazınızla alakalı. Böyle bir film için film ne kadar hoşunuza gitmese de bu kadar kısa, iki cümlelik bir yazı yazacağınıza hiç yazmasaydınız keşke. Biraz fikir, yorum okumak için girdim böyle vasıfsız bir yazıyla karşılaşınca dayanamadım. Böyle bir yazı için sitede yazar olmaya yazık. Shape of water a da baktığımda yine aynısını gördüm. Belki bu formülde yazılar isteniyordur fakat; yazıların yarısı zaten film infolarıyla geçiştiriliyor, kalanında da filmde olanlar özetleniyor. Sonucunda bir analiz, tabiri caizse bizim kafamızı açacak veya farklı düşünmeye itecek bir yazı olmuyor kesinlikle. Yazılarınızda biraz daha özenli olmanızı dilerim, iyi günler.

    Cevapla
    • izleryazar

      Yorumunuz için teşekkürler. izleryazar fazlasıyla kişisel bir site. Film eleştirmeni değilim, yazarak herhangi bir gelir kazanma peşinde olan biri değilim (sitenin herhangi bir yerinde reklam olmamasından da anlaşılıyor olsa gerek), sadece izlediği şeyler hakkında hobi olarak yazan sıradan bir izleyiciyim. Sezon içerisinde izlediğim tüm filmler hakkında yazma takıntım nedeniyle özellikle bazı yazıların içeriklerinin çok zayıf kaldığını kabul edebilirim. Kendi hobimin başkaları için rahatsızlık haline dönüşmesini istemem, ne yapabileceğim konusunda düşüneceğim. Vaktinizi aldığım için kusura bakmayın.

      Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: