Malcolm in the Middle dizisindeki eğlenceli performansıyla üne kavuşsa da hiç şüphe yok ki Bryan Cranston’ın asıl devleştiği proje, ben dahil pek çok kişiye göre televizyon tarihinin en iyisi olan Breaking Bad idi. Dizi bittikten sonra Bryan Cranston çeşitli projelerde iyi roller yakalasa da bir sonraki dizi projesi için 7-8 yıl kadar beklememiz gerekti. Hal böyle olunca da Showtime’ın ülkemizde şu sıralar Bein Connect’te yayınlanan yeni mini dizisi “Your Honor” için beklentiler bir hayli yüksekti…

Michael Desiato (Bryan Cranston), New Orleans’ta görev yapan saygın bir yargıçtır. Diziye başladığımız tarihten bir yıl önce eşini kaybetmiş ve bu ilişkiden sahip olduğu oğlu Alex (Hunter Doohan) ile birlikte yaşamaktadır. Alex, genç bir lise öğrencisidir ve okuldaki öğretmeniyle yasak bir aşkın içerisindedir. Alex’in başını derde sokacak asıl yasal problem ise bir trafik kazasında kendi yaşlarındaki genç bir çocuğa arabayla çarpması sonucu ortaya çıkar. Çarptığı çocuğa yardımcı olmak istese de öleceğini anlayınca panikle apar topar olay yerini terk eder… Öte yandan hikayenin diğer ucunda ise çarptığı çocuk şehirdeki herkesin tanıyıp korktuğu ancak bir şey yapamadığı güçlü mafya babası Jimmy Baxter’ın (Michael Stuhlbarg) oğlu çıkar ve Yargıç Michael Desiato için zorlu bir sınav başlar…

İsrail yapımı bir diziden uyarlanan Your Honor, çok klasik bir konuya sahip gibi gözükse de aslında çok iyi kurgulanmış bir hikayeye sahip. Hikayenin bir ucunda gücünü konumundan alan, politikacılarla da iyi ilişkilere sahip ve toplumun genel kriterlerine göre iyi karaktere sahip bir baba. Diğer ucunda ise gücünü kirli bir düzen içerisinde elde ettiği konumdan alan, acımasız bir mafya babası. İkisinin ortak noktası ise oğullarından dolayı acı çekmeleri. Birisi oğlunun yaptığı anlık bir hatanın sonuçları için kendi prensiplerinden ödün vermek zorunda olmasının yükünün altında ezilirken diğeri ise oğlunu çok acı bir şekilde kaybetmenin yarasıyla baş etmeye çalışıyor… Bir de hikayenin üçüncü bir tarafı var ki o da arkalarında herhangi bir güç olmayan siyahi gençler…

Your Honor, oldukça iyi bir ilk bölümle üst düzey bir dizi olacağının sinyallerini vererek zaten Bryan Cranston’ın varlığından dolayı yüksek olan beklentinin haklılığını gösteriyor. Fakat bölümler ilerledikçe dizinin temposu beklenen düzeyin gerisinde kalmaya başlıyor. Bu tip dizilerde gerçekçilikle ilgili ufak detayları çok sorun edecek biri değilim ancak ana karakterlerimizden Alex’in sevilebilir olmaktan çok uzak bir karakter olması ve sürekli çok kötü kararlar içerisinde olması diziyi daha yüksek oranda sevmemizi bir hayli zorlaştırıyor. Bir saate yakın on bölümden oluşan dizinin süreyi fazla bonkör kullanma isteğini de çok sevdiğimi söyleyemem. Belli ki diziyi haftalık yayınlayan Showtime, abonelerini daha uzun süre elde tutabilmek için bölüm sayısını çok tutmak istemiş ancak bu hikayenin 6-8 bölümde nihayetlendirilmesi sürükleyiciliğini ciddi şekilde arttırabilirmiş…

Your Honor’ın izleyiciyi en çok bölen bölümü aynı zamanda Bryan Cranston’ın yönetmenlik koltuğuna geçtiği tek bölüm olan final bölümüydü. Özellikle finaldeki bir an var ki nefret etmesi çok kolay. İlk etapta benim de çok bayıldığım bir an olduğu söylenemez. Fakat bana kalırsa genel anlamda final bölümü dizinin en iyi bölümüydü ve ilk bölümden bu yana izlediğimiz olayları çok iyi bir şekilde bağladı. Her şeyiyle taşların çok iyi yerine oturduğu bir final oldu…

Pek çok kişi gibi benim de diziyi başlıca izleme sebebim olan Bryan Cranston, yine kendisinden beklenen kalitede güçlü bir performans gösteriyor. Onun yaşadıklarını ve hislerini dizi boyunca çok iyi anlıyoruz… Daha önce Boardwalk Empire’da da benzer bir rolde izlediğimiz Michael Stuhlbarg da dizinin bir diğer çok iyisi. Hope Davis, Carmen Ejogo, Isiah Whitlock Jr, Margo Martindale dizide karşımıza çıkan diğer tanıdık yüzler arasındalar. Alex rolünde tepki oklarının hedefinde olan Hunter Doohan oyuncu olarak aşırı sırıtmasa da karakterinin berbat yazılmasının kurbanı olmuş. Öğretmen rolündeki Sofia Black-D’Elia’yı hayranlıkla izlediğimi ve karakterinin dizide yeterince iyi kullanılamadığını düşündüğümü de belirtmeliyim…

Your Honor, teknik açıdan çok çarpıcı özelliklere sahip olmayan bir dizi olsa da başarılı müzik kullanımının dikkat çekici olduğu söylenebilir. Bu arada bu diziyle ilk kez bir dizide koronavirüs pandemisinden bahsedildiğine tanıklık etmiş oldum. Fakat çok kötü bir kullanımdı. Dizideki sadece 1-2 yan karaktere kısa süreli maske taktırılarak ne amaçlanmış anlayamadım. Tek mantıklı açıklama hikayenin pandeminin en ilk dönemlerinde geçtiğini vurgulamak olduğu söylenebilir ama bu da bana pek lüzumlu gelmedi…

Bryan Cranston’ın Breaking Bad sonrası ilk dizisi olması nedeniyle Your Honor’ın Breaking Bad ile karşılaştırmalara maruz kalması kaçınılmaz. Tabii bu karşılaştırma diziye haksızlık olur ve zaten Your Honor’ın böyle bir karşılaşmada ayakta kalması da mümkün değil. Fakat Bryan Cranston faktörü dışında dizinin iyi bir adamın suç dünyasına adım atması ve paçayı kurtarmaya çabalaması açısından da efsane diziyle benzerlikleri olduğunu söylemek mümkün. Yine de diziye başlamadan önce Breaking Bad’in farklı bir evrene ait farklı bir boyuttaki dizi olduğunu kendinize hatırlatmanızda ve o tür beklentilere kendinizi kaptırmamanızda fayda var. Kendi içinde bağımsız olarak ele aldığımızda inişli çıkışlı grafiğe sahip olsa da genel anlamda gayet başarılı olarak kabul edebileceğimiz bir mini dizi karşımızdaki…

Your Honor 1. Sezon

7.5

Puan

7.5/10