Showtime’ın İngiliz ekranlarından uyarladığı Shameless, tıpkı İngiliz versiyonu gibi ekranların uzun soluklu ve vazgeçilmez yapımlarından biri haline geldi. Bu sezon diğer sezonlarından farklı olarak bölüm sayısını 14’e yükselten ve iki parça halinde yayınlanan dizi, önemli gelişmelerle birlikte 9. sezonunu da devirdi. Ekranların en renkli, en utanmaz ailesi olan Gallagherlar’ın maceraları zaman zaman düşüşe geçse de, konu sıkıntısına düşmüş gözükse de hala kendini ilgiyle izletmeye devam ediyor…

Yazının bundan sonraki kısmı diziyle ilgili spoiler niteliğindeki bilgiler içermektedir.

9. sezon henüz başlamadan dizinin en önemli sezonlarından biri haline geldi. Öyle ki bir önceki sezon maddi konularda yapımcılarla anlaşmakta zorlanan dizinin başrolü Emmy Rossum, evlilik sonrası Shameless’tan ayrılma kararı aldı. Tabii bu ayrılık diziyi bütünüyle etkiledi. İlk sezondan bu yana çoğu zaman tek başına aileyi ayakta tutan Fiona, son sezonlarda bu görevinden uzaklaşmaya başlamıştı. Ancak özellikle sezonun ikinci yarısında dibi gören Fiona, adeta ebeveynlerini andıran bir hale dönüştü…

Çoğu kişinin aksine Fiona’nın diziden ayrılışının Shameless için ölümcül olduğunu düşünmüyorum. Kabul etmek gerekir ki sezonlar boyunca Fiona’nın hikayeleri hep ön planda tutuldu ve artık onun için elde pek malzeme kalmadı. İlişkileriyle ilgili senaryolar çoğu zaman kötü yazıldı ve sürdürülemedi. İş hayatında da pek çok farklı pozisyonda hikayesi tüketildi. Tabii bu durum vedasına üzülüp, duygulanmaya da engel olmadı. Bu kadar dibe vuruşun ardından benim daha farklı bir şekilde gerçekleşeceğini tahmin ettiğim veda, oldukça etkileyiciydi. Özellikle Frank ile olan vedalaşma, her iki oyuncunun da performanslarının tavan yaptığı anlardandı…

Dizinin en renkli kısımları çoğu zaman olduğu gibi yine Frank’in (William H. Macy) kısımlarıydı. Sezonun ilk yarısında seçim kampanyası yöneticisi olarak karşımıza çıkan Frank, ikinci yarısında ise hayatına yeni giren psikolojik sorunları olan Ingrid ile birlikteydi. Yeniden baba olma yoluna giren Frank, elbette babalık olayına yine pek bağlanamadı. Sezonun sonlarına doğru yapılan ve evsizlerin Survivor’ı olarak nitelendirilebilecek Hobo Loco yarışması da eğlenceliydi. William H. Macy’nin ilk sezonlardan beri süregelen harika performansı hala bir şey kaybetmiş değil. Özellikle Emmy Rossum ile olan final sahneleri son derece anlamlıydı…

Hikayesini sıklıkla tekrara düşmekle eleştirdiğim Lip, bu sezon daha ilgi çekici durumdaydı. Sezonun başında Xan’e koruyuculuk yapan Lip, sezonun ikinci yarısında Tami (Kate Miner) ile uzun soluklu olmaya aday bir ilişkiye başladı. Sezonlar ilerledikçe giderek sorumluluk sahibi birine dönüşen ve artık eski hatalarını tekrarlamayan Lip, babalığa hazır bir görüntü çiziyor. Gerçekten Lip’i baba olarak görecek miyiz ve Fiona’nın gidişi sonrası Gallagherlar içinde ne kadar sorumluluk alacak zaman gösterecek. Fakat artık her sezon yapboz ilişkilerdense Tami ile devamın dizi için bir gereklilik olduğuna inanıyorum…

Fiona’nın dibe vurmasıyla birlikte ailenin ayakta tutuculuk görevi çoğunluğun bir türlü sevemediği Debbie’ye düştü. Sezonun başında işçi haklarını savunup, kadın-erkek ayrımcılığına dair mesajlar veren Debbie ikinci yarıda ise daha farklı bir role büründü. Fakat senaristler sanki bu karakteri sevmememiz için ellerinden gelen ne varsa yapmaya çalışıyorlar. Yaptığı hatalara tam gaz devam eden Debbie, önce Fiona’ya vefa namına bir şey göstermedi. Ardından da kardeşi Carl’ın kız arkadaşı Kelly’ye göz dikti. Pek de ayakta tutucuya benzemiyor, değil mi?

Carl ise sezonun ilk kısmında artık iyice kabak tadı veren askerlik çabalarıyla öne çıktı. Fakat Kelly ile olan ilişkisi karakterin hikayesinin ilgi çekiciliğine ciddi katkıda bulundu. Sezon sonuna doğru ise gelecek sezonda hayatında yeni bir sayfa açılacağına dair sinyaller verildi. Kelly (Jess Gabor), bana kalırsa diziye yakışan bir karakter oldu ve kalıcı olmasına bir itirazım yok…

Diğer Gallagherlar Liam ve Ian’ı ise bu sezon daha az gördük. Sezonun başında Gay Jesus akımının liderliğine devam eden Ian’ın hapsi boylaması çok uzun sürmedi. Burada karşılaştığı sürprizle hayatından memnun gözüken Ian’ı bu sezonki aranın ardından gelecek sezon tekrar dizide göreceğimiz konuşuluyor… Liam ise özel okuldaki hayatıyla zaman zaman diziye renk kattı. Diğer Gallagherların çok dışında bir görüntü çizen Liam’ın hikayesinin nereye varacağını zamanla öğreneceğiz…

Kevin ve Veronica çifti ise dizinin komedi yükünü çekmeye bu sezon da devam etti. Artık büyüyen ikizlerinin ardından yeni bir çocuk evlat edinmeye karar veren çiftimizin Meksikalı yeni çocuklarıyla yaşadıkları eğlenceliydi. Özellikle Kevin muhteşem bir karakter olma özelliğini sürdürse de ikilinin artık Gallagherlardan iyice kopuk bir hale geldiği de gerçek. Özellikle Veronica’nın Fiona’yı zor günlerinde umursamaması dizinin umursamaz yönleri arasındaydı…

Uzun lafın kısası bu sezonki 9. sezonuyla 100 bölümü de deviren Shameless, hala ekranların eğlenceli işlerinden biri. Yıllardır artık konusunu doldurdu, final yapsa iyi olacak desem de görünen o ki 15. sezon dahi olsa diziyi ilgiyle izlemeye devam edeceğiz…

Shameless 9. Sezon

7.7

Puan

7.7/10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: