Netflix’in giderek büyüyen bir dev hale gelmesi doğal olarak bu pazardan nasiplenmek isteyen başka devleri de doğurdu. iTunes’un giderek çağ dışı kalması üzerine Apple da harekete geçerek kendi online yayın platformu Apple TV+’ı duyurdu. Her ne kadar Turkcell ile olan isim hakkı problemi nedeniyle ülkemize henüz adım atamamış olsa da Apple TV+ dünya genelinde pazarda yer edinmeye başladı. Apple TV+’ın giderek artan rekabette kendine yer edinebilmesi için iddialı bir giriş yapması gerekiyordu. Bu doğrultudaki en önemli dizi şüphesiz rekor bütçesiyle The Morning Show oldu. Jennifer Aniston, Reese Witherspoon ve Steve Carell gibi birbirinden dev isimlerin yanı sıra yıldız yardımcı oyuncu kadrosuyla da tüm zamanların en iddialı kadrolarından birini oluşturan dizi, ilk başta aldığı zayıf eleştirmen yorumlarıyla hayal kırıklığı yaratmıştı. Fakat diziyi izledikten sonra gördük ki eleştirmenler yine yanılgı içerisinde, son günlerde dizinin üst üste almaya başladığı ödül ve adaylıklar da bunun göstergeleri arasında…

İş ortamlarında istismara uğrayan kadınların başlattığı #MeToo harekatı Amerika’da son yılların en önemli olaylarından birine dönüştü. Harekatın özellikle sinema ve medya dünyasındaki yankıları büyük oldu. Şimdi ise o yankıların dizi ve filmlere dönüşme dönemine girdik. Bu yıl #MeToo harekatını merkezine alan dizilerden bir tanesi de The Morning Show…

The Morning Show, Amerikan kültüründe önemli yer tutan yerel sabah haberlerinin New York’taki örneklerinden biri. Kurgusal haber programının sunucuları Alex Levy (Jennifer Aniston) ve Mitch Kessler (Steve Carell) şehirde tam bir fenomenler. Fakat bir gün Mitch’in istismar skandalına imza attığının anlaşılmasıyla stüdyoda işler karışıyor ve Mitch bir anda kapının önüne konuyor… Öte yandan yerel bir muhabir olan Bradley (Reese Witherspoon) yaptığı bir haber sırasındaki çıkışıyla internette fenomen haline geliyor ve yolu Alex Levy ile kesişiyor…

İlk sezonuyla The Morning Show, hem medya sektörünün yapaylığını, adeta bir kurtlar sofrası olduğunu gözler önüne seriyor hem de #MeToo harekatının ne kadar önemli olduğunu en çarpıcı haliyle anlatıyor. Daha ilk iki bölümünden kalitesini hissettiren ve sürükleyici bir şekilde başlayan dizi, sezonun ilk yarısında Bradley karakteri üzerinden medya sektörünü etkili şekilde eleştiriyor. Sezonun ortasında biraz tempo kaybeder gibi olsa da son bölümlere doğru #MeToo konusuna iyice yönelerek temposunu arttırıyor ve kendi zirvesine ulaşıyor. Özellikle son derece vurucu olan sezon finalinin, son yıllarda izlediğim en iyi drama dizisi bölümlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim…

Dizinin yıldız kadrosunun benim için en değerli oyuncusu Reese Witherspoon idi. Bu yıl bir başka yıldızlar kadrosu Big Little Lies’ta da çok başarılı olan oyuncu, kaliteli diziler için yeni simgelerden biri haline gelme yolunda ilerliyor. Witherspoon’un canlandırdığı Bradley karakteri kesinlikle çok iyi yazılmış bir karakter fakat Witherspoon’un bireysel performansının da Bradley karakterini ve dolayısıyla diziyi sevmemdeki payı büyük…

Friends’ten bu yana ilk kez önemli bir dizi projesinde karşımıza çıkan Jennifer Aniston, The Morning Show’da Friends’ten bu yana kariyerinin en önemli performansına imza atıyor… Meğer yıllarca ikinci sınıf filmlerde oynayan Jennifer Aniston’ın asıl yeri televizyonmuş. Geçtiğimiz gün SAG ödülü de alan performansını ben de epey beğendim. Friends’ten kendisinin hayranı olan biri olarak da yeniden başarılı olmasına ayrıca sevindim.

The Office sonrası ilk kez bir dizide karşımıza çıkan Steve Carell’in dizideki rolü diğer başrollere göre daha az. Karakteri de sevilebilir değil ama işini iyi yapıyor. Mitch karakterini bu denli önemli bir oyuncunun oynaması diziye olan ilgiyi arttırıyor… Benim yardımcı kadrodan en çok beğendiğim ise Gugu Mbatha-Raw oldu. Özellikle sezonun son iki bölümündeki performansı muhteşemdi. The Diary of a Teenage Girl ile parlayan Bel Powley’nin harika aksanlı performansını izlemekten de büyük keyif aldım ki Claire’ın yan hikayesi giderek ilgi çekicileşti. İkinci sezonda da önemi artacaktır. Kanalın haber kısmının patronunu canlandıran Billy Crudup’ın performansı da epey övgü alıyor ancak ben kendisini bir türlü tam anlamıyla sevemedim sezon boyunca…

Her bölümü yaklaşık 55 dakikalık 10 bölümlük ilk sezonuyla The Morning Show, bence sezonun en iyi yeni dizilerinden biri oldu. Apple TV+ için de harika bir giriş… Dizinin ikinci sezon onayı daha başlamadan gelmişti. Zirvede bıraktığı ilk sezonunun ardından devamını da merakla bekliyorum. Eğer siz de henüz keşfetmeyen çoğunluktansanız bir an önce başlayın derim…

The Morning Show 1. Sezon

8.7

Puan

8.7/10
%d blogcu bunu beğendi: