Sinema ödülleri sezonunda her ne kadar odak noktamız filmler olsa da bu dönemde pek çok dizi ödülleri de sahiplerini buluyor. Sene sonundaki diziler ile ilgili ödüllerde en çok öne çıkan dizilerden bir tanesi de Apple TV+’ın iddialı komedisi “Ted Lasso” oldu. İzlemek için pek hevesli olsam da kabile ülkelerinde bile faaliyet gösteren Apple TV+’ın Türkiye’ye henüz adım atmaması nedeniyle ertelediğim diziyi daha fazla erteleyemedim ve izlemiş bulundum…

Rebecca Welton (Hannah Waddingham), dünyanın en prestijli futbol ligi olan İngiltere Premier Ligi’nde hayali Londra takımı AFC Richmond’ın çiçeği burnunda kadın başkanıdır. Rebecca’dan önceki başkan ise Rebecca’nın şimdilerde kendisini terk ettiği için nefret ettiği eski eşidir. Rebecca, eski eşine zarar vermenin en iyi yolunun sevdiği takımı batırmak olduğuna inanır ve İngiliz basınını şoke eden bir gelişmeyle Amerika’dan bir Amerikan futbolu koçunu takımın başına getirir… Elbette bahsettiğimiz koç Ted Lasso’dan (Jason Sudeikis) başkası değildir. Ted Lasso ise hayata son derece pozitif bakan bir adamdır. Yeni başkanının aksine insanlardan intikam almaya çalışmak gibi huyları yoktur. Sportif anlamdaki başarılarından ziyade soyunma odasındaki sıra dışı eğlence görüntüleriyle ün kazanmıştır ve tüm dünyada oynanan futbol hakkında en temel terimler dahil olmak üzere hiçbir bilgisi yoktur. Buna karşın yeni kulübündeki soyunma odasındaki rezil ortamı görünce burada başarabileceği pek çok şey olduğunu hemen anlar…

NBC Sports’ta yayınlanan bir komedi skeci programından uyarlanan Ted Lasso, oldukça eğlenceli bir konuya sahip bir dizi. Eğer içinizde Football Manager veya benzeri türden spor oyunlarını oynayanlar varsa oradaki hayali senaryomuzla bu dizinin senaryosu aslında bir hayli benzer olduğunu fark etmişlerdir. Bu tip oyunlara bayılan biri olarak canlı kanlı bir şekilde diziye evrilmiş olmasını son derece heyecan verici buldum. Fakat çok geçmeden dizinin başarmaya çalıştığı şeyin bundan çok daha farklı olduğunu fark ettim… Evet, dizinin futbol severlerin ilgisini çekebilecek çeşitli özellikleri mevcut. Fakat futbolla ilgili detayların üzerinde hiç durulmamış, onun yerine takım içerisinden ve yönetimden birkaç kişi seçilerek onların birbirleriyle ilişkileri üzerinden futbolu hiç sevmeyen kişilerin bile ilgisini çekebilecek türden bir olay örgüsü yaratılmış. Tabii bu aynı zamanda eğer diziye bol futbol detayı görme hevesiyle başlıyorsanız biraz hayal kırıklığına uğrayabileceğiniz anlamına da geliyor. Öyle ki diziye gerçekçilik beklentisiyle başlarsanız kendinizi her 10 dakikada birkaç kez “koskoca Premier Lig takımında hiç öyle şey olur mu” tarzında ifadeler kurarken yakalayablirsiniz…

Ted Lasso’nun komedi anlayışı ise bir hayli özgün. İngiliz – Amerikan çatışmasına çok fazla yer vermesi nedeniyle ve biraz da komedi anlayışıyla çok sevdiğim Episodes’u hatırlatmadı değil, ancak komedi yoğunluğu ona göre bir hayli hafif. Her ne kadar komedi yönü çok güçlü olmasa da, hikayesi yer yer klişeleşmeye çok müsait olsa da dizi hemen her anında izleyiciye iyi vakit geçirtmeyi başarıyor. Ted Lasso’nun inanılmaz yüksek pozitif enerjisi ve başarıya yaklaşım tarzıyla verdiği mesajlar da diziyi izlerken kaliteli vakit geçirdiğinizi hissettiriyor…

Jason Sudeikis, daha önce de nispeten kaliteli diyebileceğimiz komedilerde yer almış bir isimdi. Fakat hiçbir zaman bu dizideki seviyeye ulaşabilecek kadar yüksek potansiyelli bir oyuncu olduğunu belli etmemişti. Ted Lasso karakterini oynamamış, adeta karakterle bütünleşerek o pozitif, şahane adam haline gelmiş. Tabii karakterin hemen her yönden çok iyi yazılmış bir karakter olduğunun da altını çizmek lazım. Dizide ona eşlik edenler arasında ise performans anlamında onun seviyesine ulaşabilen pek kimse yok. Başkan rolündeki Hannah Waddingham ve gözde futbolcu Jamie Tartt’ın kız arkadaşı rolündeki Juno Temple’ın da epey iyi oldukları söylenebilir. Çok az süre almasına karşın Jeremy Swift’in performansından da keyif aldığımı not düşmeliyim. Futbolcu tayfasının ise performansları çok da parlak sayılmaz…

Yaklaşık yarım saatlik 10 bölümüyle Ted Lasso’nun 2020’nin en dikkat çekici dizilerinden bir tanesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Evet, daha iyi olabileceği noktaları var. Şahsen futbolla ilgili kısımları biraz daha ciddiye almalarını ve bazı bölümlerde tek 1-2 olaya yoğunlaşmak yerine konuyu yan karakterlerle genişletmelerini isterdim. Fakat bu haliyle de çok keyifli ve izlediğinize pişman olmayacağınız bir yapım. Şimdiden üçüncü sezon onayını alan diziye geç olmadan başlamanızı öneririm…

Ted Lasso 1. Sezon

8.2

Puan

8.2/10

2 Yorum

  1. Emmy 2021 Kazananları - izleryazar

    […] yönetmen ve senaryo gibi dallardan hiçbirini rakiplerine bırakmadı. Komedi dallarında ise Ted Lasso benzer bir başarı elde etse de daha insaflı davranarak birkaç ödülü yeni HBO komedisi […]

  2. Ted Lasso - 2. Sezon - izleryazar

    […] İlk sezon yazımda da belirttiğim gibi Ted Lasso gerçekçilikten beslenen bir dizi değil ve bu durum futbolu çok seven izleyiciler için biraz problem. Eğer doya doya futbol coşkusu ve heyecanı yaşamak isteyerek diziye başladıysanız muhtemelen ikinci sezonu ilkinden de az seveceksiniz. Ve kötü haber, istediğiniz gibi bir dizi muhtemelen dünyada mevcut değil… Fakat ilk sezon iyi giden pek çok şeyin ikinci sezonda da hala çok iyi gittiğini ve Ted Lasso’nun ekranların en keyifli, en pozitiflik saçan dizilerinden biri olduğunu söylemek mümkün. Son olarak dizideki Londra portresine hemen her bölümde tekrar tekrar hayran kaldığımı ve de Ted başta olmak üzere dizinin çoğu karakterinin film ve televizyon dünyası üzerine uzun uzun konuşabilmesinden (ve sık sık konuşmasından) büyük keyif aldığımı not düşmeliyim. Üçüncü sezon onayını çok önceden alan Ted Lasso’nun gelecek sezonlarını da merakla bekliyor olacağım… […]