Sıra geldi 2016’nın en çok merak ettiğim filmine… A Separation ve The Past ile kendine hayran bırakarak adını kısa sürede A sınıfı yönetmenler listesine ekleten İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin üç yıllık aranın ardından bu yılki Cannes Film Festivalinde görücüye çıkardığı son filmi The Salesman’dan ya da orijinal adıyla Forushande’den bahsediyorum. Hakkında yapılan oldukça olumlu yorumlar ve Cannes’da kazandığı iki ödülden sonra beklentimin tavan yaptığı filmi izlemek için sabırsızlansam da anca aylar sonra, Başka Sinema sayesinde izleme fırsatı bulabildim.

The Salesman, adını Arthur Miller’ın Death of a Salesman adlı oyunundan alıyor. Ana karakterlerimiz, evli çiftimiz Emad ve Rana bu tiyatro oyununda yer almaktadırlar. Eski evleri bir inşaat nedeniyle hasar görünce yeni ev ihtiyaçları doğar ve tiyatrodaki rol arkadaşlarından birinin yardımıyla ev bulurlar. Fakat sonradan anlaşılır ki bu ev daha önceden bir hayat kadınının oturduğu bir evdir… Tabii asıl problemimiz bu değil, Rana’nın tanımadığı birine kapıyı açması ve sonrasında açıkça bize söylenmese de tecavüze uğraması…

Asghar Farhadi daha önceki filmlerinden alışkın olduğumuz karakteristik özelliklerini bu filmde de, yeni bir konu çerçevesinde başarıyla uygulamış. Gizem ve merak unsuru, intikam teması ve sonuç olarak da iyi-kötü değerlendirmesi ile özetlenebilir film. Farhadi yine tüm karakterlerini tamamen iyi ya da tamamen kötü olmaktan arındırarak gerçekçiliği ön planda tutmuş. İyilerin de kendini kötülük yaparken bulabileceği, kötülerin de iyi şeyler yapabileceği, kötüye kötülük etmenin başka iyilere kötülük etmek olabileceği gibi pek çok farklı şey üzerinde ustaca düşündürmüş… Ana konu dışında da Farhadi İran’daki abartılı sansür, kadınların ve toplumun polise olan güvensizliği gibi konularda da mesajlar göndermeyi ihmal etmemiş.

The Salesman’ı diğer Farhadi filmlerinden ayıran bazı özellikler de yok değil. Özellikle tiyatro oyunundaki sahneler ve öğretmenlik yapan Emad’ın okuldaki sahneleri diğer Farhadi filmlerinde göremeyeceğimiz türden hoş farklılıklardı.

Filmin başrollerinde yer alan ve Asghar Farhadi’nin kadrolu oyuncuları konumunda bulunan Shahab Hosseini ve Taraneh Alidoosti çok iyi iş çıkarmışlar. Shahab Hosseini’nin başarısı zaten Cannes’da en iyi erkek oyuncu ödülüyle taçlandırılmış ama ben About Elly’nin yıldızı Taraneh Alidoosti’yi daha da çok beğendim. Rana’nın yaşadığı travmayı muhteşem bir şekilde yansıtmış.  Yine Farhadi’nin pek çok filminde rol alan Babak Karimi’nin performansı da övgüye değerdi.

Filmin pek çok artısının yanında bazı eksileri de var elbet. Bana kalırsa filmin karakterleri tanıtan giriş kısmı bir hayli uzun tutulmuş ve bu durum filme bağlanmayı zorlaştırmış, daha doğrusu gereksiz yere geciktirmiş. Rana karakterinin finaldeki tutumuyla ilgili de bazı problemlerim var aslında ama bunu filmin eksiği olarak görmemek gerek sanırım. İlk kez Farhadi filmi izleyenler filmin finalini yadırgamış olabilirler ama Farhadi’nin takipçileri belli ölçülerde yoruma bırakılan sonlara çoktan alışmışlardır diye düşünüyorum…

Neticede The Salesman tam da tahmin ettiğim gibi yılın en iyi filmlerinden biri. Asghar Farhadi’nin yaşayan en büyük sinemacılardan biri olduğunun bir diğer kanıtı. Belki A Separation kadar muhteşem ya da The Past’teki kadar etkileyici değil ama About Elly’nin önünde Farhadi filmografisinde üç numaraya oturacak nitelikte bir harika. Bu arada Oscar’da yabancı film kategorisinde aday olan filmin adını bugünlerde çokça duyacağız. Çünkü Trump’ın İran yasağı sonrası Farhadi, Oscar törenine katılamayacak. Daha önce A Separation ile Oscar kazanan Farhadi eğer ki yeniden Oscar’ı kazanırsa bugüne kadar sadece Federico Fellini, Ingmar Bergman, Carlos Saura gibi üç unutulmaz ismin tattığı 2 yabancı dilde film Oscar’ı kazanma onuruna sahip olacak. Lütfen olsun?

The Salesman

The Salesman
9

Puan

9/10

    Pros

    Cons

    Yorum yapmak ister misin?

    izleryazar Top 250 Film 2016'nın En İyi Filmleri
    %d blogcu bunu beğendi: