Sinemaya özel bir tutku besleyen ve kendi sinema evrenlerini oluşturan Hintlilerin kendi filmlerini çoğu zaman gereğinden fazla sevmeleri, iyi Hint filmlerini keşfetmeyi zorlaştırıyor. Bununla birlikte hemen her filmlerinin 3 saat civarında oluşu da sevdiğim pek çok Hint filmi olmasına rağmen Hint filmlerine mesafeli olma sebeplerimden bir diğeri… Bu nedenle 2022’nin en çok ses getiren filmlerinden biri olan ve uluslararası bir fenomene dönüşen RRR’ı izlememe konusunda epey direndim. Filmin pek aramın iyi olmadığı aksiyon türünde oluşu ve afişinin üçüncü sınıf yerli filmlerimizi çağrıştırması da bunda yan etkenlerdendi. Fakat filmin özellikle Amerika’da inanılmaz şekilde kucaklanmaya başlayarak Oscar’da adaylık ihtimallerinin konuşulması artık şans vermeyi kaçınılmaz hale getirdi…

1920’li yıllarda İngiliz egemenliği altındaki Hindistan’da geçiyor hikayemiz. İki kahramanı ele alan hikayede kahramanlarımızdan biri, zalim İngiliz vali tarafından kaçırılan kardeşinin peşine düşer. Onu durdurma görevi ise İngilizlerin altında çalışan diğer kahramanımıza aittir. Çok geçmeden bu iki kahramanın yolları kesişir ve olaylar umulmadık şekillerde gelişir…

RRR ya da uzun adıyla Rise Roar Revolt, gerçek iki kahramanı tamamen kurmaca olaylarla süper kahramanlaştırarak ilginç bir görev üstlenmiş. Çok da uzak olmayan bir geçmişte bugünün en modern ülkelerinin nasıl sömürgecilik düzenine sahip olduğunun güncel hatırlatıcılığı, bir hayli abartılı şekilde yapılmış…

RRR’ın neden aşırı övgü aldığını filmi izlemeye başladıktan çok kısa süre sonra anlamaya başlıyorsunuz. Yönetmen S.S. Rajamouli, hareketli kamerayı daha önce belki de hiç görmediğiniz şekilde kullanarak baş döndürücü bir sinema deneyimi meydana getirmiş. Filmdeki görüntü yönetmenliği olağanüstü derecede başarılı. Adeta yeni bir görüntü teknolojine geçmişçesine bir olağanüstülükten bahsediyorum. En sıradan sahneler bile olağanüstü bir başarıyla çekilmiş. Aydınlatması, renkleri, kameranın konumu muhteşem şekilde ayarlanmış. Prodüksiyon tasarımı, müzik ve görsel efekt başarısını da es geçmemek gerek…

Göze bugüne kadar çok az filmin başarabileceği düzeyde hitap eden RRR’ın tek becerisi görüntü yönetmenliği de değil. Aksiyon, melodrama, müzikal gibi çok alakasız türleri birleştiren film bunu hiç fena şekilde yapmıyor. Yine de her türde çok başarılı olduğunu söyleyemem. Drama kısmı bence filmin en zayıf halkası, müzikal kısım ise eğlenceli. Fakat filmi asıl başarılı kılan işin aksiyon kısmı… Absürtlükte sınır tanımayan aksiyon, bugüne kadar izlediğiniz hiçbir filmde bulunmayan şahane figürler içeriyor…

RRR, hiç benim tarzımda olmayan bir film olmasına rağmen başarısını inkar etmenin imkansız olduğu bir film. Senaryosunu pek sevmesem de görsel becerilerini hayranlıkla izledim. Kimsenin filmi seveceğini garanti edemesem de aklınızda kalacak pek çok iyi sahne olduğunu garanti edebilirim. Özellikle aksiyon sevenlerin mutlaka şans vermesini öneririm ve evet, muhtemelen teknik dallarda birkaç tane Oscar adaylığı hak eden bir çılgınlıkla karşı karşıyayız…

RRR

7

Puan

7.0/10