Sinemanın televizyona göre en büyük artısı ortaya baştan sona çok daha planlı bir ürün koyması olsa gerek. Evet, bu kuralı bozmaya yeltenen seri filmler mevcut olsa da televizyonda durum epey vahim. Bazı diziler yeterince izleyiciye ulaşamadığı için tuhaf sonlarla yarım kalırken bazıları ise bulduğu yüksek izleyici sayısından aldığı ilhamla hiç de ihtiyacımız olmayan, ilk planlarına sadık olmayan yeni sezonlarıyla karşımıza çıkıyorlar. Bu durumun en belirgin örneklerinden birini de La Casa de Papel ile yaşadık. İlk önce iki partlık tek sezon olarak karşımıza çıkan ve sona erdiğini düşündüğümüz Netflix’in İspanyol dizisi, yakaladığı büyük başarı sonrası üçüncü part onayını aldı. Yani part dedikleri bölmeler de sezondan farksız bir hale dönüşmüş oldu…

La Casa de Papel’in devamına karşı olmamın temel sebebi konusunu tamamlamış olması ve yeni hikayelere açık olmayışıydı. Ayrıca dizinin finaline doğru giderek düşüş grafiğinde olması da endişelerimi güçlendiriyordu. Dizinin devamı mutlaka zorlama konular etrafında oluşacaktı ve Prison Break’in beşinci sezonu tarzı bir etkiyle dizinin gözümüzde diplere vurmasına gönlüm razı değildi… Fakat kabul etmek gerekir ki dizinin üçüncü sezonu beklediğimden çok daha iyi kotarılmış…

Dizinin ilk iki sezonunda dizinin temelini oluşturan darphanedeki soygun hikayemiz sona ermişti. Çetemize yeni bir macera gerekiyordu ki karakterlerden birini zor duruma sokup, onun için kurtarma operasyonu düzenlemeyi uygun görmüşler. Açıkçası bu yeni operasyon fikri çok zorlama gelse de dizide çoğu zaman olduğu gibi kendinizi aksiyonun ilgi çekiciliğine kaptırıp operasyonunun sebebini çok sorgulamıyorsunuz… Tabii ilk sezonlarda bu durumu yaşamayıp dizideki mantıksızlıklar sizin için her daim ön planda kalıyorsa bu sezonda da bu durumun devam etmesi kaçınılmaz…

Her biri farklı şehir isimlerinden verilmiş lakaplardan oluşan çetemize bu sezon Palermo, Lizbon, Marsilya ve Bogota olmak üzere dört yeni şehir katıldı. Bunlardan Lizbon, daha önceden tanıdığımız Raquel’den (Itziar Itono) başkası değildi. Fakat diğer üç karakterin diziye çok bir şey kattığını söylemek zor. Palermo, Berlin’in rolünün azalmasıyla doğan sinir bozuculuk açığını bir miktar doldurabilse de diğerlerinin etkisi sıfıra yakın.

Tokyo (Ursula Corbero) ve Rio (Miguel Herran) karakterlerinin kendilerinden nefret ettirme konusunda birbirleriyle yarıştıkları dizide bu sezon Rio verdiği kararlarla benim gözümde ipi göğüsledi. Ursula Corbero’nun kötü oyunculuğu Tokyo’yu bu konuda öne çıkarmaya yetmedi.

Çok sayıdaki sevmediğim karakter arasında Nairobi, Helsinki, Denver ve Stockholm diziye olan ilgimi kaybetmemin önündeki engeller olarak dizideki varlıklarını sürdürdüler. Tabii ki takımın beyni konumundaki Profesör ve yeni asistanı Lizbon ise diziyi asıl izleme sebebim olarak gösterilebilir. Profesör’ün zekice tasarlanmış parlak planları bu sezon da dizinin en ilgi çekici yanıydı. Lizbon’un çeteye katılmasını çok uzun süre yadırgadım. Hatta bir önceki sezonun finalinden nefret etme sebebim de Lizbon’un dahil oluş şekliydi. Fakat Itziar Ituno’nun dizideki nadir iyi performanslardan birini sergilemesinin de etkisiyle bir süre sonra bu durumu artık yadırgamamaya başladım… Özellikle sezonun son iki bölümünde aksiyonun doruk yaptığı anlarda Profesör ve Lizbon diziye çok şey kattılar. Öte yandan Najwa Nimri tarafından canlandırılan Alicia karakteri de polis kuvvetleri tarafını ilginçleştiren iyi yazılmış, iyi oynanan bir karakter olarak karşımızdaydı…

Anlayacağınız ben hakkında çok düşük beklentilere sahip olduğum La Casa de Papel’in üçüncü sezonunu hiç fena bulmadım. Özellikle son bölümlerini bir hayli sevdim, hatta ikinci sezon finalindeki aksiyonun çok önünde buldum. Evet, sezonun üzerine kurulduğu olaylar makul değil ve sezon içerisinde tıpkı ilk iki sezonda olduğu gibi çeşitli mantıksızlıklar mevcut. Ancak bu tip aksiyon sevenler için dizinin hala verecek bir şeyleri varmış. Henüz resmi onayı almasa da çok büyük olasılıkla gelecek olan dördüncü sezonu, üçüncü sezondan daha fazla merakla bekleyeceğim sanırım…

La Casa de Papel 3. Sezon

7.7

Puan

7.7/10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: