Dumb and Dumber, There’s Something About Mary gibi saf komedi filmleriyle tanınan Farrelly kardeşlerden büyük olanı Peter Farrelly, bu yıl herkesi şaşırtarak ilk dramatik filmiyle ödül sezonunun en iddialı filmlerinden birine imzasını attı. İlk gösterimini Toronto Film Festivalinde yapan Green Book, özellikle seyirci tarafından çok sevilerek daha önce The King’s Speech, 12 Years A Slave, Room, La La Land gibi Oscar adayı/kazananı olmanın yanı sıra izleyici favorisi olan filmlerin kazandığı seyirci ödülünün sahibi oldu…

Klasik müzik türünde eserler vermiş olan önemli, saygın bir piyanist olan Dr. Don Shirley (Mahershala Ali), Amerika’nın güneyine yapacağı bir turne öncesinde yanına kendisine danışmanlık da yapacak bir şoför arayışına giriyor. Bu turneyi daha önemli yapan ise Shirley’nin 1960’lardaki bir siyahi olması. O sıralarda iş arayışındaki bir İtalyan olan Tony (Viggo Mortensen) bu işe talip oluyor ve birbirinden çok farklı bu iki kişi arasında oldukça ilginç bir yolculuk başlıyor…

1960’lı yıllarda bir beyazın, siyahinin şoförü olması gerçekten çok istisnai ve çarpıcı bir olay. Fakat filmin asıl büyüsü zıt dünyaların çarpışmasından oluşuyor. Tony, kendi bildiği gibi yaşayan görgüsüz ama iyi kalpli bir adam. Dr. Don Shirley ise eğitimli, nezaket kurallarını her şeyden üstün tutan saygı duyulası bir adam. Aslında yaşam tarzları itibariyle Tony, beyazların içindeki siyah konumunda iken Shirley ise adeta siyahların içindeki beyaz. İkisinin bu zıtlıklarından doğan komedi eğlendirirken, iki karakterin birbirlerinden öğrenecekleri çok şey olduğunu fark ederek zamanla dost haline gelmeleri de ayrıca keyif veriyor…

Biliyorum artık neredeyse tüm ödül sezonu filmlerinde ırkçılığın malzeme olmasından bıktınız, hepimiz bıktık. Fakat Green Book, olayı ele alış şekliyle aynı konuyu tekrar ediyormuş gibi hissettirmiyor. Olayı dramatize etmekten ziyade komediye daha yakın, izlemesi keyifli bir tarzla izleyicinin kalbini kazanmayı biliyor.

Filmin başrolünde yer alan Viggo Mortensen’in favori oyuncularımdan biri olduğunu söyleyemem. Fakat burada canlandırdığı karakterle gerçekten müthiş iş çıkarmış. Karakterin doğallığını çok iyi yansıtarak filmin başarısında önemli pay oynamış. Moonlight ile birlikte televizyonun yan karakterlerinde oynayan adam olmaktan Oscar ödüllü bir oyuncuya terfi eden Mahershala Ali, buradaki performansıyla bir kez daha şaşırtmayı başarıyor. Eğer Moonlight ile Oscar’ı almamış olsaydı bu yıl Oscar’ı alabilirdi ki hala da ikinci Oscar’ını alma şansı olduğu söylenebilir. Bu iki oyuncu dışında ise kimseye pek iş düşmemiş. Tony’nin eşi Dolores rolündeki Linda Cardellini de buna dahil…

Her ne kadar teknik açıdan fark yaratan bir film olmayıp biraz 80’ler, 90’lar filmiymiş havasına sahip olsa da, filme bağlanıp karakterlere alışmak biraz zaman alıyor olsa da üst seviye oyunculukları ve kaliteli senaryosuyla Green Book yılın izlemeye değer işlerinden biri. Belki benim yıl sonu listemde en üst sıralarda yer almayacak ancak olası rakiplerini göz önüne alınca Oscar’ın güçlü adaylarından biri olmasına itirazım yok…

Green Book

7.5

Puan

7.5/10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: