Son yıllarda mini dizilerin sayıları giderek artsa da bunların pek çoğu tek sezonla kalmayarak bir şekilde ekrandaki macerasını daha uzun sürdürmenin yollarını arıyor. Bunlardan biri de geçtiğimiz sezon Amerika’nın USA Network kanalında yayına başlayan ve özellikle başrol oyuncusu Jessica Biel’ın performansıyla dikkatleri üzerine çeken The Sinner oldu. Aslında tek sezonluk mini dizi olarak planlanan dizi, kanalın son yıllarda en çok ilgi gören işlerinden birine dönüşünce ana konusunu tüketmesine rağmen ikinci sezonu gördü…

İlk sezonundan farklı bir şehirde, farklı karakterler çevresinde gelişen farklı bir olayı konu alan ikinci sezon, buna karşın öncülünden tamamen bağımsız değil. İlk sezonda Cora’nın merak uyandıran cinayetinin sır perdesini aralamaya soyunan Harry Ambrose (Bill Pullman) yine hikayemizde kilit bir karakter konumunda. Harry, eski bir arkadaşının polis kızından gelen çağrıyla doğduğu ve kendisinde derin izler bırakan kasabasına dönüyor. Bu çağrıya sebep ise Julian (Elisha Henig) adındaki küçük bir çocuğun işlediği akıl almaz cinayettir…

Tıpkı ilk sezondaki gibi merak unsurunu cinayeti işleyen kişiye değil cinayetin neden işlendiğine yönelten dizi bu yönüyle farklı bir polisiye örneği olmayı sürdürüyor. Her ne kadar ana düşünce aynı olsa da iki sezondaki hikayelerin birbirinden farklı bir diziymişçesine farklı olması diziyi taze tutmayı sağlıyor. Dizideki merak unsurunun sürekliliği ve pek ön görülemeyen şekilde ilerleyen senaryosu diziyi ilgi çekici kılıyor. Fakat dizinin ilk sezonunda olduğu gibi ikinci sezonda da fazlasıyla ağır olan tempo ve diziye hakim genel kasvetli hava, diziyi daha fazla sevmemin önünde büyük bir engel olarak duruyor. Final kısmına yaklaştıkça sürpriz yapmak için fazla kasmaları ve her karakterden sürpriz bir hikaye çıkarma çabasını da pek olumlu karşıladığımı söyleyemem.

Dizinin ilk sezonunda da performansını beğendiğim Bill Pullman, yine güçlü performansıyla dizinin öne çıkan ismi oluyor. Küçük başrol Elisha Henig de oldukça iyi bir seçim. Onun annesi rolündeki Carrie Coon da sezon içerisinde önemli bir yer tutuyor ve performansı akılda kalıcı. 

The Sinner, özetle ilk sezonu sevenleri beklentileri yükseltmemeleri halinde büyük ölçüde tatmin edecek bir ikinci sezona sahip. Belki ilk sezonun final bölümlerindeki kadar yüksek seviyelere ulaşamıyor ancak sezon içerisinde dengeli bir şekilde yola devam ederek ilgi çekiciliğini koruyor. Kasvetli polisiyelerden pek hoşlanmayan bana bile kendisini izlettirmeyi başardığına göre şans vermek isteyebilirsiniz…

The Sinner 2. Sezon

7.2

Puan

7.2/10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: