Yabancı dizilerle ilk tanışmam üniversite yıllarımda Lost ile gerçekleşmişti. Hemen ardından onu Chuck, Dexter, How I Met Your Mother ve de The Big Bang Theory izledi. Belki de bu diziler sayesinde yabancı dizilerin bu derece müptelası oldum. Ne var ki bu diziler teker teker ekran maceralarını sonlandırdılar ve geriye o günlerden sadece The Big Bang Theory kalmıştı. Ve nihayetinde onunla da vedalaşma vakti geldi, dile kolay tam 12 yıllık bir ekran macerasının ardından…

The Big Bang Theory’nin vedasının benim için özel anlamından bahsettim ancak dizinin televizyon tarihi açısından da önemini vurgulamak gerekiyor. Yayına ilk girdiğinde kimselerin beklentisi olmayan ve tanınmamış isimlerden oluşan bu küçük komedi, kısa sürede fenomen haline geldi. Amerika’da yıllarca en çok izlenen dizi unvanını elinde tutan dizi tüm dünyada geniş kitlelere ulaştı. Friends ve Seinfeld sonrası dönemde onlara üçüncü olmaya en çok yaklaşan sitcom oldu…

Dört geek bilim adamının maceralarını konu alan bir dizinin bu kadar geniş kitlelere ulaşması televizyon tarihinin en çarpıcı başarılarından bir tanesi olsa gerek. Normalde çok kısıtlı bir kitleye ulaşması beklenecek bir konuya sahip bu dizinin, karakterlerinin samimiyeti izleyiciye o kadar iyi geçti ki çok farklı kitleler de diziyi benimseyerek ekranların en uzun soluklu dizilerinden birine dönüştürdüler…

Uzun soluklu hemen hemen her dizi gibi The Big Bang Theory’nin de zaman zaman ritmini kaybeder gibi olduğu dönemler olmadı değil. Son birkaç sezondur dizi eski günlerinin biraz gerisinde kalmaya başlamıştı, ancak en düşüşte olduğu dönemlerde dahi 20 dakikalık kısa süre içerisinde eğlendirmeye devam etti. En çok keyif alarak izlediğim diziler arasındaki yeri hiç değişmedi. Dizinin son sezonlarında aldığı eleştirilerin çoğu karakterlerin değiştiği ve eşlerinin çok yer kapladığı üzerineydi ki bence bu yersiz eleştiriler aslında dizinin başarı noktalarından biriydi. Gereksiz işlere bulaşmadan karakter gelişimlerini çok iyi bir şekilde aktardılar ve finalde de bu başarıyı muhteşem şekilde taçlandırdılar…

The Big Bang Theory’nin en önemli özelliklerinden biri bilim dünyasını arkasına alarak gençleri bilime özendirmesiydi. 12 yıllık ekran macerası boyunca birbirinden önemli bilim adamları, bilim dünyasında saygı gören isimler diziye konuk olarak desteklerini gösterdiler. Dizinin gençleri bilime özendirme konusunda üstlendiği misyon finalinde bir kez daha vurgulanan önemli noktalardan oldu…

Biraz final sezonu özelinde bahsetmek gerekirse… Sezonun en önemli konusu Sheldon ve Amy’nin kendilerini Nobel adayı haline getiren buluşları oldu. Sezon geneli aslında son birkaç sezondan çok da farklı şekilde ilerlemedi. Yer yer final sezonuna yakışmayan bölümler olsa da çoğu bölüm yine keyifliydi, fakat dizinin zirve seviyelerinden uzaktaydı. Buna karşın dizi öyle bir final yaptı ki ufak tefek tüm olumsuzlukları unutturdu. 12 yıldır hayatımızın ne kadar önemli bir parçası olduğunu hatırlattı. Çok doğru mesajlarla hem güldürdü hem de çok hüzünlendirdi. Belki de dizi başladığından beri ilk kez ağlattı da. Sanırım finalini en iyi şekilde yapan dizilerden biri oldu…

Lafı daha fazla uzatmak istemiyorum. Başta Sheldon Cooper rolüyle harikalar yaratıp 4 kez Emmy kazanan Jim Parsons olmak üzere tüm oyuncu kadrosuna ve komedinin dahi isimlerinden biri olduğuna inandığım Chuck Lorre’a 12 sezon boyunca hayatımıza her hafta kattığı 20 dakikalık güzellik için sonsuz teşekkürler… Unutmadan ekleyeyim… Benim gibi diziyi çok sevenlerdenseniz tekrar tekrar çevireceğimiz 12 sezon dışında elimizde Young Sheldon gibi bir güzellik var. Belki çok farklı tatta, çok farklı türde bir dizi ama kendi alanında çok iyi gidiyor ve Sheldon Cooper’ın hayatımızda yer almaya devam etmesi harika!

The Big Bang Theory 12. Sezon

8.9

Puan

8.9/10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: