Amerika’da son dönemin iki yetenekli komedi yapımcıları The Office ile tanınan Greg Daniels ve Veep ile tanınan Armando Iannucci ilginç şekilde aynı dönemde uzay komedisine merak saldılar. Bunlardan ilki olan Armando Iannucci’nin HBO komedisi Avenue 5 hem eleştirel açıdan hem de izleyicinin gözünde ciddi hayal kırıklığı yarattı. Ben de 1-2 bölüm sonrası diziyi terk ettim. Greg Daniels ve Steve Carell’ı fenomen dizi The Office sonrası ilk kez buluşturan Netflix dizisi Space Force da aslında eleştirel açıdan benzer tepkiler alsa da net şekilde ayakları daha yere sağlam basanı. Asıl ilginç olan ise iki diziden Veep’in yolunu izleyenin Greg Daniels’ın dizisi Space Force oluşu…

Space Force, konusunu Trump’ın başlatmış olduğu ordu içerisinde uzay kuvvetleri oluşturma harekatından alıyor. Daha önce uzayla ilgili hiçbir bilgi birikimi bulunmayan Mark (Steve Carell) bir anda kendisini bu yeni kuvvetlerin başında buluyor. Dizide sıfırdan böyle bir kurumun kurulmasında karşılaşılan komiklikleri izleyeceğimizi düşünüyoruz ancak pek de öyle olmuyor. Dizinin hemen başındaki hızlı bir zaman atlamasıyla kendimizi bir anda belli bir düzene sahip ordu içerisinde buluyoruz…

İlk bölümün başlarında yaşanan zaman atlaması sırasında ise ilginç bir olay yaşanıyor. Mark’ın eşi Maggie’nin (Lisa Kudrow) hapse düştüğünü öğreniyoruz. Kızı Erin (Diana Silvers) ile birlikte tek başına kalan Mark, bir yandan evdeki yeni hayatına alışmaya çalışırken diğer yandan uzay kuvvetlerindeki sıkı rekabetle uğraşıyor. Ordudaki işlerde ise Mark’ın en büyük yardımcısı bir bilim adamı olan Dr. Adrian (John Malkovich) oluyor. Adrian ve Mark’ın karakterleri arasındaki zıtlık dizinin işlemesindeki en büyük anahtarlarından biri durumunda…

Space Force, Trump’ın adını zikretmekten kaçınsa da dizide sık sık onunla ilgili göndermelere rastlamak mümkün. Genelde bu tip Amerikan yapımlarında Amerika’nın düşmanı olarak Rusya konumlandırılsa da son siyasi gelişmelerin ışığında buradaki esas düşmanın Çin olarak konumlandırılması da dizinin güncel siyaseti takip edecek bir yapım olduğunun çok bariz bir göstergesi… Dizinin göndermeleri yalnızca siyasilere ve orduya da değil, Kaitlin Olson’ın kadın bir teknoloji girişimcisini canlandırdığı bölümde hedef tahtasına Elon Musk da yerleşiyor…

Diziyle ilgili gelen ilk yorumların çok parlak olmaması sonrasında beklentilerimi düşürmüştüm. Hemen başlar başlamaz karşımda yeni bir The Office bulmayacağımın da bilincindeydim ve karşımda hiç de fena sayılmayacak bir iş buldum. Henüz ilk bölümden konu ilgimi çekti ve Steve Carell’ın yüksek performansı diziye bağlanmayı kolaylaştırdı. Dizinin ikinci bölümü olan ve uzaya hayvan gönderilmesinin işlendiği “Save Epsilon 6” ise adeta erken bir zirveydi… Daha sonra sezon ortasında temponun çok düştüğü birkaç zayıf bölüm olsa da Çin rekabetinin hızlandığı son bölümlerde tempo yeniden arttı ve tatmin edici bir şekilde sezon tamamlandı…

Space Force’un iyi işlemesindeki en büyük pay Steve Carell’e ait. Aynı zamanda yaratıcılarından biri olduğu projeye titizlikle hazırlandığı belli. Ona eşlik eden John Malkovich ise diziye biraz tutuk başlasa da bölümler ilerledikçe dizideki etkisini arttırıyor ve diziyi sevmeyi kolaylaştıran faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor… John Malkovich dizinin gerçekçi unsuru olarak, aklı temsil eden unsuru olarak karşımızda olsa da Mark’ın yardımcısı bir general olan Brad rolünde Don Lake izlediğimizin bir komedi olduğunu hatırlatıyor. Don Lake’in performansını da çok sevdiğimi belirtmeliyim. Fakat dizideki diğer yan karakterler çok iyi işlemiyor. F. Tony rolünde Ben Schwartz sosyal medya danışmanı rolünde abartılı bir oyun ortaya koyuyor. Aslında karakterle bir problemim olmadı ancak hikayeleri genellikle gereksiz hissettirdi. Silicon Valley’den tanıdığımız Jimmy O. Yang da bilim adamı rolünde dizide. Fakat onun da etkisi bir hayli düşük ve odak noktası olduğu sahneler gereksiz hissettiriyor…

Diziyle ilgili en büyük sıkıntım ise Mark’ın ailesiyle ilgili. Space Force’a heyecan duymamın en büyük sebeplerinden biri Friends’te bayılarak izlediğim, The Comeback’te tekrar hayran kaldığım Lisa Kudrow’u yıllar sonra yeniden izleyecek olmaktı. Fakat Maggie karakterini dizide sadece 1-2 bölümde kayda değer şekilde görüyoruz. Karakterin ilk sezon itibariyle diziye katkısı sıfıra yakındı, ilerleyen sezonlarda bu karakterle ilgili gerçekten iyi bir plan yoksa tamamen boşa harcanmış bir karakter olarak kalacak… İkilinin kızları Erin rolündeki Diana Silvers da iyi bir seçim olmuş. Erin’in sahnelerini fena bulmadım. Zaman zaman ordu ciddiyetinden uzaklaşmak iyi geldi sanırım ama onun hikayesinin de geliştirilmesi gerektiği bir gerçek…

Space Force’un ilk sezonu yaklaşık yarım saatlik 10 bölümden oluşuyor. Netflix tarafından henüz ikinci sezon için gelen bir haber yok. Ben çoğunluğun aksine diziyi genel anlamda sevdim ve devamının da gelmesinden yanayım. 1-2 yeni yan karakter takviyesiyle birlikte dizinin gelişmeye oldukça açık olduğuna inanıyorum. Bence siz de fazla yüksek beklentiye girmeden şans vermelisiniz…

Space Force 1. Sezon

7.5

Puan

7.5/10