Takvim yılı olarak 2021’i geride bırakmış olsak da sinema yılı olarak bir süre daha 2021 filmleriyle yolumuza devam edeceğiz. Yeni takvim yılında izleme şansı yakaladığım ilk film ise Başka Sinema’nın “Başka 1 Ocak” etkinliği kapsamında gösterime giren “Drive My Car” oldu. Ünlü Japon yazar Haruki Murakami’nin öyküsünden Ryusuke Hamaguchi yönetmenliğinde uyarlanan film, ilk gösterimini yaptığı ve senaryo ödülü kazandığı Cannes Film Festivali’nden bu yana yılın en çok merak uyandıran yapımlarındandı. Özellikle yıl sonu eleştirmen ödüllerinde ödüle boğulup Oscar’da “en iyi uluslararası film” kategorisinin favorisi haline gelişi beklentiyi arşa çıkardı…

Tiyatro oyuncusu ve yönetmeni Kafuku (Hidetoshi Nishijima), oyun yazarı eşi Oto (Reika Kirishima) ile mutlu bir evliliğe sahiptir. Ve bir de eski ama çok sevdiği kırmızı arabaya… Eşinin ortadan kayboluşundan iki yıl sonra Kafuku, Hiroşima’daki bir tiyatro festivalinden davet alır. Burada Çehov’un “Vanya Amca”oyununun yönetmenliğini yapacak olan Kafuku, festival süresince arabasını kullanamayacağını öğrenince şok olur. İstemeye istemeye festival komitesi tarafından verilen şoföre razı olur. Fakat zamanla şoförle ortak yanlarını keşfederler ve birbirlerine açıldıkça hayatlarını değiştirecek duygu değişimlerinin temeli atılır…

Drive My Car, üç saatlik uzun süresine rağmen son derece hızlı bir girişle izleyici karşılıyor. Hikaye içindeki hikayeyle başlayan bu giriş, izleyicinin konsantrasyonunu talep eden bir iş olduğunu hızlıca belli ediyor. Diyalog yoğunluğunun çok yüksek olduğu film, hızlı girişine karşın ana konuya 40 dakika civarında ancak geçebiliyor ve jenerik bizi bu anlarda karşılıyor…

Diyalog açısından çok yoğun olmasına karşın Drive My Car, olay yoğunluğu açısından yüksek vaatler taşımayan bir film. Yönetmen Hamaguchi, hikayesini anlatırken aceleci davranmamış ve özellikle gelişme kısmında her şeyi yavaş yavaş ve çok sakin bir tonda anlatmayı tercih etmiş. Elbette her kitleye uyan bir ton değil bu, fakat izleyiciden kopuk bir film olmadığını da söylemek mümkün. Herkesin filmde tutunacak ve devamını izlemeye ikna olacak bir şeyler bulması mümkün. Özellikle sinema ve tiyatro gibi sanatlarda işin arka planında dönenlere merakınız varsa son derece yavaş ilerleyen tiyatro seçmeleri kısımlarından bile ciddi lezzet alma şansınız çok yüksek…

İzlerken büyük oranda keyif aldığım, özellikle diyaloglarını çok güçlü bulduğum bir yapım olsa da Drive My Car’dan olay örgüsü açısından doğrusu bir tık daha fazlasını bekliyordum. Filmin zirve noktası etkileyici, ancak üç saatlik bu yolculuk sanki daha iyi bir zirveyi hak ediyordu. Daha vurucu, daha güçlü ve daha özgün bir mesaja sahip bir final filmin gücünü katlayabilirmiş. Yine de filmin verdiği cesaretlendirici mesajlar önemli, üç saati hak ettiği tartışılır olsa da izlemeye kesinlikle değer nitelikte…

Oyunculukların da oldukça güçlü olduğu filmde, uzak doğu filmlerinde zaman zaman çektiğim karakter benzerliği problemini neredeyse hiç yaşamadım. Bunda hemen hemen tüm karakterlerin çok iyi yazılmış olması büyük etkendi. Başroldeki Hidetoshi Nishijima ve özellikle ona eşlik eden şoför rolündeki Toko Miura şahanelerdi. Yılın en iyileri arasında anılmayı hak eden iki performanstı… Sinematografik açıdan da filmin oldukça doyurucu olduğunu vurgulamak gerek…

Drive My Car, çok yüksek beklentimi tam anlamıyla karşılayamamış olsa da yılın en güçlü metne sahip filmlerinden bir tanesi. İzlemesi güzel, izledikten sonra üzerine düşündürmeye devam etmesi özel bir film. Çok katmanlı yapısıyla filmdeki bazı şeylerin tam anlamıyla oturması için üç saatlik süresine rağmen ikinci kez izlemek istemeniz bile olası ve ikinci izleyişinizde daha çok sevmeniz de… Özellikle Nuri Bilge Ceylan’ın son dönemki diyalog ağırlıklı tarzını seviyorsanız kaçırmamanız gereken, muhtemelen durgun temposuna rağmen oldukça sürükleyici bulacağınız bir film. Yılın en özel, en özgün sinema deneyimlerinden birine şans vermelisiniz…

Drive My Car

8

Puan

8.0/10