İlk kez 1937’de sinemaya aktarılan ve o yıl en iyi senaryo Oscar’ını kazanan A Star Is Born, zamanla Hollywood’un klasiklerinden birine dönüşerek tekrar tekrar yeniden çekildi. Son olarak 1976’da çekilen filmin diğerlerinin başarısını yakalayamamasının da etkisiyle biz yeni nesil için unutulmaya yüz tutan bir hale gelen A Star Is Born, Bradley Cooper yönetmenliğinde yeniden hayat buldu… Bradley Cooper’ın uzun süredir peşinde koştuğu projenin kendisinin yönetmenliğe adım attığı proje olması açısından da büyük önem taşıyor…

Başarılı bir müzisyen olarak üne sahip olan Jackson Maine (Bradley Cooper), bir gün konuk olduğu bir mekanda sahnesine rastladığı Ally’ye (Lady Gaga) ve onun sesine hayran kalır. Jack, yaşamını garsonluk yaparak kazanan ve ek iş olarak sahne performansı sergilese de bu konuda kendisine güvenmeyen, güzel olmadığından dolayı bir yerelere gelemeyeceğini düşünen Ally’nin elinden tutarak onun hayatını değiştirecek bir yola baş koyar. Hesaba katmadığı ise bu serüvenin kendi hayatını da ummadığı şekilde değiştireceğidir…

Seksen yılı geçkin süreye ait hikaye, zaman içinde pek çok özelliğiyle klişe hale gelmiş olabilir. Aslında film için ilk başta çok heyecanlanmama sebebim de bu idi. Fakat A Star Is Born bir kez daha gösterdi ki iyi işlenmiş klişe konulardan da son derece başarılı, taze filmler çıkarabilmek mümkün. Film, en başından karakterlerin samimiyetini aktarmayı başarıyor. Son derece kaliteli müzik performanslarının da etkisiyle akıcı bir şekilde devam ediyor. Filmin ilk yarısı belki güzel bir başarı hikayesi olarak izlemesi daha keyifli olan taraf ama ikinci kısmın etkileyiciliği, şöhretin o kadar da görkemli ve özenilecek bir rüya olmadığının resmedilmesi filmi asıl değerli kılan kısım… Özellikle finalini çok beğendim ve finalin başarısı filmin benim gözümdeki değerini, etkileyiciliğini katladı.

Bradley Cooper, 2012 yılındaki Silver Linings Playbook’a kadar Hollywood’da ciddiye almayacağımız isimlerden bir tanesiydi. Daha çok komedi filmleriyle tanınan bu adamdan üç yılda toplam dört Oscar adaylığı almasını kimse aklının ucundan bile geçirmezdi. Tıpkı filmdeki başarı hikayesi gibi Bradley Cooper da gerçekten basamakları çok hızlı tırmandı ve performansının hep üzerine koyarak yeni şeyler denemeyi sürdürdü. A Star Is Born için ise kariyerinin zirvesi diyebiliriz. Hem yönetmenliğe atıldığı ilk işte ve aslında altından kalkması hiç de kolay olmayan bir işle ortaya sağlam bir yapıt koydu. Hem de bu filmde oyunculuk anlamında da kariyerinin bugüne kadarki en üstün performansıyla bu yılki Oscarların şimdiden favorisi haline geldi. Rakiplerinden bağımsız olarak söylemek gerekirse bence almayı hak ediyor da… Cooper’ın alkol bağımlısı karakterinin alkolikliğini yansıttığı sahnelerin mükemmelliği bir yana şarkı performansları da takdire şayan. Meğer Cooper’ın içinde gizli bir country müzik yıldızı yatıyormuş ve oyunculuk yapmasa bu alandan da parasını kazanabilirmiş…

Filmin diğer yıldızı, belki sürpriz yıldızı Lady Gaga’ya gelirsek… Müzikal kimliğiyle tüm dünyada büyük hayran kitlesine sahip olan Lady Gaga, doğrusu hiçbir zaman hayranlık duyduğum bir isim olmadı. Hatta sevdiğim pek çok şarkısı olsa da abartılı tarzını hep itici buldum. Fakat bu filmdeki performansı sonrası sanırım kendisine biraz daha farklı bakıp, daha çok saygı duyacağım. Alıştığımız abartılı makyajlı halinin aksine sade, doğal bir görüntü çizen Lady Gaga özellikle uzmanlık alanı olan müzik söz konusu olunca yıldızlaşıyor ve izlemesi keyifli bir hale geliyor. Şu sıralar Amerika’da Oscar’ın en büyük favorisi olarak anılsa da performansını genel anlamda beğenmeme karşın ilk önemli filmiyle bir şarkıcıyı oynayan şarkıcı için o kadar ileri gidilmesi gerektiğinden emin değilim. Ben Akademi’nin de Lady Gaga’yı o kadar kolay benimseyeceğini de pek sanmıyorum. Anca filmin büyüsüne çok fazla kapılırlarsa…

Film genel olarak iki karakterin etrafında geçiyor olsa da tecrübeli oyuncu Sam Elliott, Jack’in ağabeyi rolündeki performansıyla dikkat çeken ve Oscar’a göz kırpan bir diğer isim durumunda. Ekran süresi az olmayıp karakterine biraz daha derinlik katılabilseymiş hem Elliott’un Oscar’ı garanti altına alınabilirmiş hem de filmin genel olarak derinliği arttırılabilirmiş.

A Star Is Born’un en güçlü yanı şüphesiz şarkıları ve şarkı performansları… Shallow şimdiden büyük hit oldu ve Oscar’ı kazanmasına da kesin gözle bakabiliriz. Filmi izlemeden önce o derece etkili bulmadığım şarkının değeri filmden sonra gözümde birkaç kat arttı. Fakat filmin gerçekten güçlü bir soundtrack albümü var ve başarısı Shallow ile sınırlı değil. Bradley Cooper’ın performansı biraz önce de bahsettiğim gibi şaşırtıcı derecede iyi ve Lady Gaga da oldukça özenerek kaliteli, anlamlı işler ortaya koymuş. Özellikle filmin duygusallığının tavan yaptığı anlarda dinlediğimiz “I’ll Never Love Again” benim favori şarkım oldu ve sanırım Shallow’dan da fazla sevdim.

Yukarıda sıralamış olduğum bu kadar olumlu yanın dışında filmin olumsuz yanları da yok değil. Filmin uzun sayılayabilecek süresine karşın hikayenin bazı önemli kısımlarının fazla hızlı geçiştirildiğini ve bu durumun istenen etkiyi yaratmasının önüne geçtiğini düşünüyorum. Yer yer temponun düştüğü anlar varken bir yandan da olaylar fazla oldu bittiye getiriliyor hissiyatı yaratılmış ki bence önemli bir sorundu bu durum. Belki finali beğenmemiş olsaydım bu duruma daha da fazla takılabilirdim. Bunun dışında biraz önce de belirttiğim gibi Sam Elliott’un canlandırdığı karakter biraz fazla sönük kalmış ve oradaki potansiyel değerlendirilememiş.

Muhtemelen bu yılın en çok Oscar adaylığı kazanan filmlerinden biri olacak ve en az birkaç Oscar kazanacak olan A Star Is Born’ı ben sevdim. En iyi film Oscar’ını kazanırsa son yıllarda bu ödülü kazanan pek çok filmden daha çok hak edecek bana kalırsa ve şu an için kazanma şansını da yüksek görüyorum. Kurgusuyla, görüntü yönetmenliğiyle hatta yönetmenliğiyle çok fark yaratan ve ilk izleyişte büyüleyen bir film değil belki ama güçlü oyunculuk performansları, yıllara rağmen eskimeyen kaliteli senaryosu ve hepsinden önemlisi muhteşem şarkılarıyla akıllarda uzun süre yer edecek, değerlenecek kaliteli bir yapım. Bradley Cooper’ı parlak bir yönetmenlik kariyerinin de beklediğinin müjdecisi. Sinemalardayken kaçırmayın derim.

A Star Is Born

8.5

Puan

8.5/10

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: