Her ödül sezonunda alışılageldik üzere bu yıl da Amerika’daki siyahilerin sivil haklar harekatı dönemini ele alan iddialı bir film karşımıza çıktı. Nijeryalı kadın yönetmen Chinonye Chukwu imzalı Till, özellikle başrol oyuncusu Danielle Deadwyler’ın performansı sayesinde sezonun önemli yapımlarından birine dönüştü. Aslında hiç mi hiç ilgimi çekmemiş filmin başrolüne Oscar kazandırma ihtimali, filme şans vermemi sağladı…

Emmett Till (Jalyn Hall), Chicago’da yaşayan ve annesi Mamie (Danielle Deadwyler) tarafından düzgün yetiştirilmiş bir çocuktur. Buna karşın etrafında olup bitenden haberdar olmayan bu çocuk 1955 yılında akrabalarının yanına Mississippi’ye gider. Buradaki genç ve güzel tezgahtar Carolyn’e (Haley Bennett) hayran kalan Emmett, onunla flört etmek ister. Fakat bu isteği onun hayatına mal olur. Yaşanan vahşet, sivil haklar hareketinin fitilini ateşleyen gelişmelerden biri olarak tarihe geçecektir…

Till’i izlemeden önce oldukça endişeliydim. Çünkü artık gerçekten 1950’ler 1960’lar Amerika’sında yaşanan ırkçı dramalardan çok sıkıldık. Elbette yıllar boyunca yaşanan dramların yanında bizim bu sıkıntımız bir hiç, ancak sinema izleyicisi olarak her zaman daha iyi ve yeni bir şey katan taze şeyler aramak durumundayız. Özellikle iç karartıcı dramların tekrara düşmesi izleme motivasyonunu ciddi anlamda sorgulatıyor… Till de şüphesiz önemli bir konuyu ele alıyor. Yaşanan insanlık dramı gerçekten inanılmaz ve olayın tetikledikleri, sonrasında yaşanan aktivist faaliyetlerin tarihin seyrini değiştirmesi gerçekten önemli. Fakat sinema açısından filmin söylediği yeni bir şey yok, o dönem yaşananların güncel hatırlatıcısı olmaktan öteye geçemiyor. Mamie’nin aktivistlik tarafının öne çıkarılması övülse de ben işin o kısmında da yeni bir şey olduğuna inanmıyorum. Anlayacağınız endişemde haklı çıktım…

Filmin popüler olmasındaki en büyük pay Danielle Deadwyler’a ait. Oyuncudan güçlü performans talep eden bir rolü başarıyla oynamış. Muhtemelen kendisinin adını bundan sonra çok daha fazla duyacağız. Belki de jenerasyonunun en önemli siyahi oyuncularından birine dönüşecek. Fakat bu film özelindeki performansının Oscarlık olduğunu şahsen düşünmüyorum. Filmde Deadwyler yerinde yakın kalibredeki oyunculardan kim oynasa benzer etki rahatlıkla yakalanabilirdi. Deadwyler’ın performansını güçlü gösteren temel şey senaryoda karaktere biçilen duygu yükü… Kadroda onun dışında da çok öne çıkan bir isimden söz etmek zor…

“Till” için kötü bir film demek haksızlık olur ancak bu türde daha önce çok sayıda çok daha iyi film çekildi. Her ne kadar filmin hikayesi önemli olsa da sinema açısından yeni şeyler sunmayan, biraz fazla sıradan kalan bir film. Umarım sırf ele aldığı konunun önemi nedeniyle gereğinden fazla yüceltilmez…

Till

5.5

Puan

5.5/10