2014’ün en çok öne çıkan film türlerinden biri de biyografik filmler oldu. Bu biyografilerin arasından en çok dikkat çekmeyi başaranı ise Alan Turing’in hayatından bir kesiti bizlere sunan The Imitation Game oldu. İkinci Dünya Savaşı sırasında savaşın kaderini değiştirebilecek bir matematiksel proje üzerinde çalışan Alan Turing hem İngilizler için hem de bilgisayar bilimi için çok önemli bir isim. Doğrusu kendisi hakkında çok da fazla bilgi sahibi değildim bu film öncesinde fakat bu filmle gerçekten saygı duyulacak bir kişilik olduğunu gördüm.

The Imitation Game çok iyi bir malzemeye sahip bir iş. Alan Turing’in hayatı kesinlikle filmi çekilmeye değecek kadar ilgi çekici. Film de bazı yetersiz kaldığı yerler olsa da kesinlikle başarılı ve Oscar’da çok büyük bir sürpriz olmazsa yarın alacağı en iyi film adaylığını hak eden bir iş.

Benedict Cumberbatch

Benedict Cumberbatch

Filmin yetersiz kaldığı yerleri ben yönetmenin yeterince tecrübeli olmamasına bağlıyorum. İlk Hollywood deneyimini yaşayan Morten Tyldum bazı sahnelerde iyi işe imza atmış olsa da bazı sahnelerde hem inandırıcılıktan zor hem de klişe sayılabilecek şeyler çekimlere imza atmış. Fakat özellikle sonlarındaki etkileyici sahnelerle o yanlışlarını unutturdu diyebilirim. Oscar adaylığını hak ettiğini düşünmüyorum ama aynı kulvardaki The Theory of Everything yönetmeni James Marsh’a göre çok daha başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Filmin iyi olduğu kısımlara geçecek olursak… The Imitation Game, her şeyden önce gerçekten ilham verici olmayı başarabilmiş bir film. Özellikle kendim bilgisayar bilimleri üzerine çalışan biri olduğumdan Alan Turing’in hikayesinden gerçekten etkilendim ve kendi hedeflerimle ilgili bazı şeyleri sorgulamaya başladım. Evet gerçekten de bazılarımızın hayal edemeyeceği şeyleri hayal edip, gerçekleştiren insanlar var dünyada.

The Imitation Game’i ilgi çekici kılan konulardan biri de Alan Turing’in eşcinsel oluşunun hayatında yer açtığı zorluklar. Eşcinselliğin korkunç cezalarının olduğu dönemdeki Alan Turing’in yaşadıkları ilgi çekiciydi. Fakat eşcinsellik konusunun filmin temelini oluşturmadığını söylemek mümkün.

Film, İkinci Dünya Savaşı döneminde geçmesine karşın biz savaşla ilgili çok fazla şey görmüyoruz belki ama savaşın arka tarafında, işin stratejik yanında neler yaşandığını görmek oldukça ilgi çekiciydi.

Keira Knightley, Benedict Cumberbatch, Mark Strong

Keira Knightley, Benedict Cumberbatch, Mark Strong

Filmin en iyisi şüphesiz Benedict Cumberbatch. Doğrusunu söylemek gerekirse Benedict Cumberbatch kısa zaman öncesine kadar sevmediğim ve antipatiyle baktığım bir isimdi. Fakat son dönemde bu durum tam tersine dönmeye başladı. Hem kendisinin renkli kişiliğini hem de oyunculuğunu sevmeye başladım. Bu filmde de kesinlikle harika bir performans sergiliyor Benedict Cumberbatch. Oscar adaylığını kaçırabileceğini düşünüyordum fakat filmi izledikten sonra bu ihtimali oldukça düşük olarak görmeye başladım. Evet ödülü kazanacak kadar iyi mi tartışılabilir ama ben en azından adaylığı hak ettiğine inanıyorum.

İzlediğim her filmiyle biraz daha fazla sevdiğim Keira Knigtley ne yazık ki The Imitation Game’e beklediğim kadar fazla katkı yapamamış. Kendisini izlemek her zaman zevk fakat filmde kendisini pek gösterememiş. Oscar’da yardımcı oyuncu dalında adının geçmesinin sebebi yarışta fazla iddialı adayların bulunmaması. Yoksa Oscarlık bir performansından bahsetmek çok zor. Tabii bence yarışın favorisi olan Patricia Arquette’den daha iyi ama neyse…

Benedict Cumberbatch

Benedict Cumberbatch

Filmde bu iki isim dışında pek fazla dikkat çekici isim yok. Game of Thrones’tan tanıdığımız Charles Dance kadrodaki isimlerden biri. Önemli sayılabilecek bir karakteri canlandırsa da çok fazla sahnesi yok.

Özetle The Imitation Game beni çok etkileyen bir yapım oldu. Bence gerçekten yılın en iyi filmleri arasında. Kabul ediyorum teknik açıdan kusursuz bir film değil, eleştirilebilecek noktaları var. Fakat izleyici açısından bunlar çok fazla kafaya takılacak boyutta değil. Filmin neden izleyici favorisi olup eleştirmenlerce pek sevilmediğini de izledikten sonra daha iyi anlamış oldum. Bu yılın filmleri arasında kesinlikle es geçmemeniz gereken bir film The Imitation Game…

The Imitation Game

The Imitation Game
8.5

Puan

9/10

    Pros

    Cons

    Yorum yapmak ister misin?

    izleryazar Top 250 Film 2016'nın En İyi Filmleri
    %d blogcu bunu beğendi: